Yunan isyanından sonra Osmanlı Bürokrasisinde, sanatında, sosyal hayatında ve ekonomisinde önemli yerlere gelen Ermeniler 1863 yılında ulusal meclislerine kavuşmuştur. Müslümanlar Hacca giderken ailelerini emanet edecek kadar onlara güvenmiş millet-i sadıka demişlerdir. Yunan isyanın yarattığı travmayı fırsata çeviren Ermeni toplumu okullarında kendi dillerinde eğitimleriyle kimlik sürecini hızlandırmıştır. 1877 yılından sonra Ruslar ile yapılan ittifak Ermenilerde bir devlet kurma fikriyatını geliştirmiştir.

            1900’lerin başında devletin meşrutiyetle parçalanma tehlikesinden uzaklaşacağını savunan İttihat ve Terakki mensupları ayrılıkçı Ermeni çeteleri ile işbirliğine giderek Meşrutiyetin ilanı için faaliyet göstermiştir. 1908 II. Meşrutiyetten sonra gayrimüslimler ki özellikle Ermeniler Osmanlı bürokrasisi ve meclisinde etkili faaliyetler göstermişler ancak bağımsızlık fikriyatından ayrılmamışlardır. Meşrutiyetin getirdiği hürriyet Osmanlı’yı bir arada tutamamıştır.

            Meşrutiyeti getirmek için işbirliği yapılan Hınçak ve Taşnak gibi Ermeni çetelerin faaliyetlerinin artması üzerine I. Dünya savaşında Doğu cephesinin gerisini güvenlikli hale getirmek isteyen İttihat ve Terakki iktidarı 24 Nisanda, çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere toplam 556 komite mensubu olduğu düşünülen Ermeniyi topluca tutuklamıştır. Ardından 27 Mayıs’ta tehcir kanununu çıkarmıştır.

            Süreç içinde Osmanlı Ermenilerinden olan ve önemli yerlere kadar gelmiş olan Bogos Nubar Paşa bakın Osmanlı devletinin yenilgisinden sonra 1919’da Ermeni Delegasyonu adına Paris Konferansına gittiğinde bir Fransız gazetesine şu demeci vermiştir.

“Osmanlı Türk boyunduruk ve baskısından Ermenilerin kurtulması lazım.… Şimdi Kafkasyada Ermeni devleti kuruluyor. Ermenistan Doğu Anadolu’daki 6 vilayet ve Kilikyayı’da (Adana) içine alacak şekilde genişletilmiş olarak kurulmalıdır…. Kafkaslardaki Ermenistan ve aynı bölgede 2.1 milyon Ermeni vardır. Ermeniler Büyük Ermenistan devletini kurmaya hazırdır. Müttefiklerin bu konuda yardımını bekliyoruz.”

            24 Nisan özellikle tehcir öncesi ve sonrasında dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış ve yerleşmiş olan Ermenilerin bir anlamda kimliklerini yaşatma aracı olmuştur. Bu tarihte tutuklanan örgüt üyeleri Ermeni bağımsızlık fikrinin önderliğini yapanlardan olduğu için bu tarih sürekli canlı tutulmuştur.

Maalesef Türkiye uzun yıllardan beri her yıl gündeme getirilen sözde Soykırım iddialarına karşı kapsamlı bir çalışma içerisine girmemiş, sadece her yıl dönümünde ABD Başkanlarına “Soykırım” sözcüğünü söyletmemeyi bir başarı olarak görmüştür. Bugün iktidarından ana muhalefetine siyasi partiler, listelerinde özellikle Soykırımı savunan Ermeni adaylar göstererek ve danışmanlık yaptırarak bu konuda yanlış yoldan ilerlemektedirler.

15 Şubat ve Kürtler

            Uzun yıllardan bu yana ayrılıkçı Kürt hareketinin eylem planları Ermeni Hınçak ve Taşnak komitacılarının uygulamalarına benzemektedir. Bölücü örgüt liderinin tutuklanma tarihi olan 15 Şubatta gösteriler yapılmakta her yıl Kürtlerin Türkiye’de baskı altında olduğu, dilleri ve kültürlerinin yok edildiği iddiaları dile getirilmektedir.

            1930’lu yıllarda Tunceli’de yaşanan sıkıyönetim idaresinin uygulamaları “Kürt Soykırımı” olarak anılmıştır. Yine Kürt liderler tarafından Irak’ın kuzeyinde kurulan yönetim örnek gösterilerek tıpkı Nubar Paşanın talebi gibi bölgede nüfusları abartılarak Avrupa devletlerinden Kürdistan’ın kurulması için destek talep edilmektedir.

            İttihat ve Terakki yöneticilerinin bütün iyi niyetleriyle meşrutiyet ile parçalanmanın engelleneceğine olan yanlış inancın aynısı bugün çözüm sürecini yürüten devlette de görülmektedir. Yeni Anayasa, ulus devletin kimliğinin değiştirilmesi, yerel yönetimlere eyalet gibi yetkilerin verilmesi ve devletin her kademesinde yer alan, Lozan’da dahi asli unsur olan Kürtlere azınlık gibi hakların verilmesiyle sorunun çözüleceği büyük bir yanılgıdan başka bir şey değildir…

Sıcağı sıcağına Ermeni propagandasının yaşandığı bugünlerde devleti yönetenlere geçmişi hatırlatmak, Çanakkale’den Sarıkamış’a kadar bu topraklarda yatan şehitlerin huzuru için biraz tarih şuuru ve bilgisi tavsiye etmek boynumuzun borcudur!... İyi niyetle verilen haklar parçalanmaya giden yolların taşlarını döşemektedir. Süreçte sadece aktörler farklıdır ama sonuç aynı olacaktır……

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.