ADALET DEYİNCE SULTANLAR BAŞ EĞER
HİKMET SOFU
Adalet deyince akan sular durur, sultanlar baş eğer
‘Yeni anayasa’, ‘başkanlık sistemi’, ‘yarı başkanlık sistemi’ ‘parlamenter sistem’ gibi tartışmaların alevlendiği, bölücü terörün kol gezdiği ülkemizde mutlaka yapılması gereken acil iş devletin bir hukuk devleti haline getirilmesi.
Bizim medeniyetimizde hak, hukuk, adalet deyince akan sular durur, halifeler, beyler, devlet başkanları esas duruşa geçer! Devlet adamı başına buyruk değildir. Yasalar sade vatandaştan önce yöneticinin hareket sınırlarını belirler, devlet adamını bağlar, diktatörleşmeyi önler. Yasalara en önce devlet başkanı ve iktidar uyar. Devletin devamlılık şartı ‘Adalet mülkün temelidir’ uygulamasıdır.
Hukuk geretiğinde, Halife Hz. Ali’ye ‘Delilin yetersiz’ der. Gereğinde ‘Devlet başkanının ellerinin kesilmesine’ karar verir. İstanbul Fatihi büyük mareşal Fatih Sultan Mehmet de adalet karşısında boynunun kıldan ince olduğu erdemini gösterir. Bu herhalde hem hakka, hukuka, adalete saygıdan hem de devlet vatandaş işlerinin hukukla, adaletle yerine getirilmesi iradesindendir.
‘Yeni anayasa’, ‘başkanlık sistemi’, ‘yarı başkanlık sistemi’ ‘parlamenter sistem’ gibi tartışmaların alevlendiği, bölücü terörün kol gezdiği ülkemizde mutlaka yapılması gereken acil iş devletin bir hukuk devleti haline getirilmesi.
Bu girişten sonra şimdi de son altı ay içinde yaşandığımız birkaç hukuk garabetine bakalım:
HUKUK GARABETLERİMİZ
‘SİYASETİN YARGIYI KUŞATMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ’
Anayasa Mahkemesi Başkanı, yargıda yapılacak reformların geçmişten intikam alma aracı olarak kullanılması gibi bir yanlışlığa düşülmemesi gerektiğini hatırlatır ve ‘Aktörleri değişmiş, yeni vesayet odaklarının oluşmasına imkan vermeyen samimi değişimlere inanmak istiyoruz.’ ‘Dün yargının siyaseti kuşatma nedenlerine karşı çıktığımız gibi bugün de siyasetin yargı kuşatmasına izin vermeyeceğiz.’ derken herhalde devlet adamlarımızı uyarıyordu. Devlet adamı hukukçuya 'Herkes kendi işine baksın' dememelidir…
‘HSYK'nın başında Adalet Bakanı varsa ve oy kullanıyorsa; onun atadığı müsteşar var ve oy kullanıyorsa’ yargı bağımsızlığından nasıl bahsedeceğimiz gibi zor bir soru da karşımızda duruyor…
YARGITAY, 'SAYIN ÖCALAN' DEMEYİ SUÇ OLMAKTAN ÇIKARDI
Yargıtay 9. Ceza Dairesi oy birliği ile etnik bölücü, faşist, katil, pkklı terörist Öcalan’a ‘Sayın’ denilmesini suç olmaktan çıkardı.
Yargıtay, Abdullah Öcalan için "sayın", PKK'lılar için "gerilla" ifadesini kullanan Hatip Dicle ve Selim Sadak'a verilen hapis cezasını bozdu, oybirliğiyle beraatlerine karar verdi. Bu ifadelerin Anayasa, AİHS ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ifade özgürlüğünü düzenleyen maddeleri kapsamına girdiğini bildirdi. (21.5.2012)
DANIŞTAY, PKK'LILARA 'GERİLLA' DİYEMEZSİNİZ DEDİ
Danıştay ise PKK'lılara 'gerilla' denilmesini, 26 Mart 2012 tarihli kararında, “’Gerilla' terimi, 'meşru bir amaç için savaşan isyancı' anlamında kullanılmaktadır. PKK mensupları için de bu terimin kullanılması, terörü ve teröristleri meşrulaştırma niteliğinde anlaşılabilecek ve kanunun öngördüğü milli güvenliğe aykırı sonuçlar doğurabilir” gerekçesiyle yasakladı.
AİHM, TÜRKİYE'Yİ TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM ETTİ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) uzun gözaltı ve tutukluluk süresiyle ilgili iki ayrı davada Türkiye'yi haksız buldu ve toplam 22 bin 700 avro para cezasına çarptırdı...
Türkiye'de işlediği çeşitli suçlar nedeniyle 2011 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırılan bir mahkumun şikayetini değerlendiren AİHM, bu kişinin gözaltı ve tutukluluğunun makul süreden fazla olduğu gerekçesiyle; yine başka bir mahkumun ‘uzun gözaltı süresi ve tutukluluk süresiyle’ ilgili yaptığı şikayette de “İnsan hakları ihlalinde bulunulduğuna” hükmetti. Türkiye iki davada toplam 22 bin 700 avro tazminat ödeyecek. (22.5.2012)
POLİS HUKUK DIŞI MI DİNLİYOR?
AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, “Gaziantep’te polisin de içinde olduğu bir suç şebekesi var. Telefonlarım dinleniyor, yakınlarım izleniyor.” “Siyaseti dizayn etmek isteyen bir şebeke var. İşin içinde, Gaziantep İstihbarat Şube Müdürlüğü bulunuyor.” şikayetiyle İçişleri Bakanına başvurdu. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de iddiayı araştırmak üzere 2 Mülkiye müfettişi görevlendirdi.
Tayyar, Gaziantep milletvekili ve Aile-Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in de bu şebekenin hedefi olduğunu iddia etti. Tayyar’ın bu iddiaları 2 muhalefet milletvekili tarafından TBMM’ye taşındı ve soru önergesi yapıldı.
MECLİS SEÇMENLERİN TAMAMINI TEMSİL EDER HALE GELMELİ
TBMM yüzde on barajı nedeniyle seçmen vatandaşlarımızın tamamını temsil edemiyor. 'Partim kazanmayacak' endişesiyle oy kullanmayan veya aynı endişeyle başka partiye gönülsüz de olsa oy veren milyonlar var. Bu durumda seçmenlerimizin tümünün Meclis’te temsil edildiğini söylemek zor…
Yüksek Seçim Kurulu, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası gibi yasaların anti demokratik maddeleri yıllardır değiştirilmiyor…
YSK'nın, milletvekilli olmak isteyenlerin savcılıktan aldığı temyiz kağıdına göre ‘milletvekili olabilir' dediği bir ülkede bölücü, etnik kimlikçi, katilin vekil(!?) olması ayrı bir hukuk garabeti…
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.