Eğitim: Okulun, öğretmenin, ailenin ve çevrenin istediği şekilde, kişinin davranış geliştirme ve değiştirmesidir. Yani istendik davranış değişikliğidir. Okuma yazma bilmeyen birinin okuryazar olması, bilgisayar kullanmasını öğrenmesi, davranış değişikliğidir. Yere tüküren, asansörde ya da kapalı yerde sigara içen, apartmanın balkonundan halı çırpan kişilerin bu davranışları eğitimsizliktir. Değiştirilmesi de eğitim yoluyla olur. Eğitim bireyi üretken ve araştırmacı yapar, yeteneklerinin ortaya çıkmasını ve gelişmesini sağlar. Bireyi güçlü kılar.          

          Öğretim: Bireyin davranışının değişmesi ve gelişmesi için uygulanan süreçtir. Kısaca değişim sürecidir. İstenen davranışların değiştirilmesi de önceden belirlenmiş bir program dahilinde okullarda verilir. İşte okullarda yapılan programlı öğretme faaliyetlerinin tümü öğretimdir. Kişinin hayatı boyunca devam eden eğitimin okulda, planlı ve programlı olarak uygulanması kişinin öğretimidir. Kısaca öğretim iyi bir rehberlik yapma hareketidir.
          İyi bir rehberliğin yapılabilmesi için, mekan yani okulun fiziki yapısı ve okulun kapısındaki güvenlik görevlisinden müdüre kadar her eleman önemli. Tabi ki eğitim ve öğretimin uygulayıcıları öğretmenler de önemli.

          Eğitim doğumla ölüm arasında süreklidir. Önce anne ile başlayıp, aile, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim, lise… şeklindeki okullarda devam eder.

          Okulların bir özel olanları bir de devletin olanları var. Aralarındaki fark, biri paralı diğeri bedava olduğu için kalite farkı vardır şeklinde düşünülüyor. Aslında verilen eğitimin özü aynıdır ve temennimiz hiç bir farkın olmamasıdır.

         Her iki okulda işini çok iyi yapan idari görevli ve öğretmenler de var, çok kötü yapanlar da. Bu devlet veya özel olmasına bağlı bir şey değil. Okulların kalitesini etkileyen üç faktör var; öğrenci, müdür ve ekibi, veli.

         Torunumu 4 yaş grubunda bir özel okula verdik. Tabi bir sürü de para ödedik. İyi oldu mu? Sanırım. 5 yaş grubunda da Antalya Konyaaltı Alper Duru Anaokuluna verdik. Okulun farklı olduğunu çevreden öğrendik. Bizim şartlarımızla nasıl kayıt yaptırabileceğimizin uzun hesabını yaptık. Örneğin öğle grubunda ve bizim çocuğumuzu anlayacak bir öğretmen olmasını istedik.

          Müdüre hanım Aynur Tüfekçi, okulun yönetmenliklerine ve temayüllerine bağlı kalmak kaydıyla, bizim isteklerimize uygun şekli, hak hukuk çerçevesinde oluşturdu. Ve okula kaydını yaptırdık. Bir yıl boyunca dört dörtlük diyebileceğimiz güzellikte, servisiyle, müdiresiyle, müdür yardımcısıyla ve öğle gurubu Papatya Sınıfı öğretmeni Meliha Koçer ile bu seneyi bitirdik.

          Okul, fiziki olarak en uygun şekilde yapılmış. Bu vesileyle okul hakkında biraz bilgi verip, okulun fiziki olarak farklı oluşunun nedenlerini ve okul idare ve öğretmenlerinin nasıl farklı çalıştığını ve Türkiye’de bu okulun örnek bir okul olduğunu ve Antalya’daki okullar değil Türkiye’deki tüm okulların örnek alması gerektiğini burada ifade etmek istiyorum. Torunumun öğretmeni Meliha Koçer’e; çocuklarımızı sene sonuna kadar, nakış işler gibi işleyip, eğitim vermesine teşekkür eder başarılarının devamını diliyor, Allah razı olsun diyorum. Okul Antalya’da değil, Türkiye’de örnek bir okul. Okul Müdiresi Aynur Tüfekçi ve Meliha Hanım da örnek alınacak kişilerden. Tabi diğer öğretmenleri de aynı konumda. Zaten uymayan öğretmen o çalışma sisteminin içinde yok olmaya mahkum ve hepsi de aynı heyecanla çalışmaktalar. Tabi bunu da idare sağlamış ve herkes uymak konumunda olduğunu biliyor.

          “Çocuklarımız için çağdaş, dinamik ve kaliteli bir eğitim anlayışıyla yola çıktık” diyen okul, alanında aranılan isimlerden olmayı hedeflenmiş ve 4 yıl sonunda aranan okul olmuş.

          Okul; “Bir anaokulu olarak, çocuklarımızı ilkeli, doğaya saygı gösteren, toplumsal ve evrensel değerleri bilen ve sahip çıkan, yetenek ve ilgilerinin farkında olan ve geliştiren, içinde bulunduğu anı yaşamayı ve keyif almayı keşfetmiş, kendini gerçekleştirme yolculuğuna sağlıklı adım atmayı başarmış küçük bireyler olarak, bir üst eğitim kurumuna hazırlamak için varız” diyen misyona sahip.

          Okul bir hayırsever iş adamı olan Ali Duru tarafından, 26 yaşında kalp krizi geçirip hayatını kaybeden oğlu Alper Duru anısına yapılmış. Alper Duru Anaokulu Antalya Konyaaltı ilçesi Molla Yusuf Mahallesinde 08.03.2012 yılında eğitim öğretimine başlamıştır. 2011-2012 eğitim öğretim yılında 3 sınıf 56 öğrenci ile tam gün eğitim vermiştir. 2015 yılı itibarıyla da 8 sınıflı okul, sabah

ve öğle grubu olmak üzere 350- 400 öğrenci kapasitesiyle devam etmektedir.

          Okula çocuğunuzu kayıt yaptırıyorsunuz, çocuğunuzu okuldan alabilecek kişilerin parmak izini alıyor idare. Giriş yaptığınızda okulun bina girişinde resmiyle beraber görüntüleniyor ve geldiği anlaşılıyor ve ona göre hazırlıklar yapılıyor. Çıkışta servis değil de siz kendiniz alacaksanız, yine çıkış yapacağınızı kapıda parmak izi vererek bildiriyorsunuz ve öğretmene bildirilerek çocuğunuz kapıya hazırlanıp görevli tarafından velisine teslim ediliyor. İçerde bir işiniz var ise izin alınarak giriyorsunuz. Rastgele içeriye veliler alınmıyor. Bütün bu detayların bir bedeli olmalı. Elektronik ortam ve diğer teferruatların tabi ki bir bedeli var. İşte bu bedeli okulu rahmetli oğlu Alper Duru anısına yaptıran Ali Duru tarafından karşılanmış.

          Ali Duru; Çorumda doğup, tahsil hayatını İstanbul’da tamamlamış. Eşi lale Duru ile evlendikten sonra Alper ve Gözde isminde iki güzel evlada kavuşmuş. İstanbul Kapalı Çarşı’da baba mesleği kuyumculuk yapmış. 1988 yılında Antalya’ya yerleşerek burada da baba mesleğine devam etmiş. Halen İstanbul ve Antalya’da yaşamını devam ettiriyor.

          Bu okulu da 2012 yılında oğlu Alper Duru anısına minik yavrularımızın eğitimine katkı sağlayabilmek amacıyla armağan etmiş.
          Ali–Lale Duru çiftinin oğlu Alper DURU; 1982 de İstanbul’da doğdu. Eğitimine İstanbul’da başladı Antalya’da devam etti. 2000-2004 yılları arasında İstanbul Doğuş Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünde okudu. Askerliğini yaptıktan sonra hemen çalışma hayatına başladı. Kariyerine HSBC Bankta devam edecekken sadece 5 gün çalışabildi. Kader onu, 19 Ekim 2007 günü iş çıkışı servis aracının içinde eve gitmek üzereyken ani bir kalp kriziyle aramızdan ayırdı!
          Babası Ali duru biricik oğlu Alper Duru adını vererek onun anısına bu okulumuzu Antalya Milli Eğitimine örnek bir okul olacak şekilde kazandırdı. Ali Duru’dan Allah razı olsun,  Alper Duru’nun mekanını cennet eylesin.
          Okulumuz pırıl pırıl, kuralları var, eğitim ve öğretime hazırlanmış, içerisi çocuklara en güzel hitap edecek şekilde donatılmış. Bundan sonrası idare ve öğretmenlere düşmekte. En önemlisi de çocuklara sevgisiz davranmamak. Onlara her zaman ve her ortamda sevgimizi hissettirmek. Alper Duru Anaokulunda olduğunu gördüm. Onları sevmek. Sevgisiz eğitim, çocuğun damak tadına hitap etmeyen yemek gibidir.
          Bu vesileyle öğretmen olarak öğretmenlere sözüm olacak. Bütün zorluklara ve olumsuzluklara rağmen mesleğimizde başarılı ve öğrenciler tarafından sevilen bir öğretmen olmak için, sevgili öğretmenim,  öğrencilerimizi inadına sevin.
          Öğretmenim, “İNADINA SEVGİ” sloganın olsun. Sevimli ol ve sevgiyle hoş kal öğretmenim. İsmet Kadıoğlu Haziran 2015 Antalya.

 

 



Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.