apo’NUN İDAMDAN KURTARILMASI, ‘ANALAR AĞLAMASIN
VE apo’NUN BAŞBAKAN ERDOĞAN’A DENK HALE GETİRİLMESİ(!?) MASALI
 
HİKMET SOFU
27 Kasım 1978’de Diyarbakır, Lice, Fis köyünde; Türkiye, İran, Irak ve Suriye toprakları üzerinde emperyal destekli etnik kökene dayalı kukla bir devlet kurmak için pkk’yı kuran Abdullah Öcalan, 1998'de Suriye, Bekaa vadisinden kaçarak önce Rusya'ya, sonra İtalya'ya daha sonra da Kenya’da geçti ve Yunanistan'ın Kenya Büyükelçiliği'ne sığındı.
ABD tarafından idam edilmeme garantisi(!?) ile, Kenya güvenlik kuvvetlerince 15 Şubat 1999’da Türk Bordo Bereliler’e teslim edildi ve 16 Şubat’ta Türkiye'ye getirildi. apo’nun idam edilmeme şartı (!?) ile Türkiye’ye getirilişi dönemin Ecevit hükümeti tarafından alay-ı vâlâ ile karşılandı ve reye tahvil edilmek istenmişti…
 
apo’NUN İDAMDAN KURTARILMASI
1997’de Başbakan Erbakan-Çiller koalisyon hükümeti tarafından kabul edilen ve apo’nun AİHM’ne başvurabilmesinin yolunu açan protokol tasarısı TBMM’ye sevk edilerek yasalaştı.
12 Ocak 2000’de Başbakan Ecevit-Bahçeli-Yılmaz koalisyon üçlüsünün karar ve imzası ile apo’nun idamı şu ifadelerle ertelendi:
Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP’ın Genel Başkanları, bugün (12 Ocak 2000) Başbakanlık’ta yaptıkları toplantıda, AİHM’in teröristbaşı Abdullah Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararını ayrıntıları ile değerlendirmişlerdir. Bilindiği gibi Türkiye’nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM’in Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Anayasamızdan ve uluslararası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında, dosya gereği için ivedilikle TBMM’ye gönderilecektir.
MHP’nin ret oyuna karşılık idamın kaldırılması 3 Ağustos 2002’de TBMM’deki diğer partilerin ‘evet’leri ile 4771 sayılı kanunla yasalaştı…
 
SEÇİMLERDE YAĞLI URGAN ATMA YARIŞI
Başbakan Erdoğan 2007 seçimleri öncesi, “Ben olsaydım Öcalan’ı asardım” şeklinde top atışları yaparak muhafazakar-vatansever oylara göz kırpıyordu.
MHP Lideri Devlet Bahçeli ise 3 Haziran 2007’de Erzurum mitinginde, Başbakan Erdoğan’a “Eğer Apo’yu asacak ipi bulamıyorsan alsana ip” diye ip fırlatarak oylara set çekmeye çalışıyordu.
Aynı Erdoğan, 20 Temmuz 2010’da yaptığı konuşmada Şair Nevzat Çelik’ten alınma bir şiiri ağlamaklı bir dille okuyor, gönül tellerine dokunuyor sonra da “bir bu yandan, bir bu yandan” diyerek idamlara karşı çıkıyordu…
 
İDAMLAR GERİ GELSİN MASALI
13 Kasım 2012’de Endonezya’dan dönüşte yaptığı konuşmada ise Başbakan Erdoğan, “Bugün bakın Amerika’da idam var, Rusya’da var, Çin’de var, Japonya’da var. Dünyanın birçok yerinde var. O zaman biz durumumuzu gözden geçirmemiz lazım, idam yeniden masaya getirilmelidir.” diyerek idamları geri getirme laf-ı güzaf edebiyatları yaparak 2023’e kadar iktidarda kalmanın ‘çılgın’ yatırımlarına devam ediyordu…
 
EVET! ‘ARTIK ANALAR AĞLAMASIN’ ÇOK DOĞRU BİR SÖZ AMA!..
Ve, bir ‘açılım’ masalından nihayet iktidar gele gele ayağı kısmen yere basan bir ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ne gelebilmişti… Habur’da bombalanıncaya kadar yaşayabilen…
Ardından ‘Oslo’ görüşmeleri ve muhalefetle iktidar arasında karşılıklı düellolar:
Ve Başbakan Erdoğan’dan sırasıyla gelen açıklamalar:
“pkk ile görüşmedik. Görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir.” (2010), “pkk ile biz görüşmedik, devlet görüştü.” (2011, “pkk ile görüşen arkadaşı ben gönderdim.” (2012)
Ve apo, Başbakan Erdoğan’la anlaşma masasında… “apo yakalandığında biz iktidar olsaydık onu asardık” diyen; 40 bin millet evladının katili, etnik bölücü, emperyal uşak terörist katil apo’ya Başbakan Erdoğan tarafından anlamlı bir jest: ‘12 kanallı 42 ekranlı LCD televizyon’ hediye… Bundan sonraki aşama milleti “alıştıra alıştıra” apo önce eve sonra TBMM’ye (!?) Allah korusun!..
Evet elbette ‘analar ağlamasın’, ama Mehmetçik’i ve vatandaşlarımızı şehit eden, analarımızı ağlatan, Hz. Peygamberin lanetlediği etnik bölücülük tohumlarını eken şaki, isyancı, eşkıya, tetikçi, kukla katiller hangi diyet karşılığı affedilecekler…
Kükürlü annenin, Anamurlu babanın, Edirneli eşin, Karslı nişanlının, Vanlı bebeğin, Elazığlı yavuklunun, Kırşehirli amcanın, Afyonlu ninenin, Trabzonlu dedenin, Kahramanmaraşlı teyzenin kalbindeki acının nasıl dindirileceği, gözyaşının nasıl silineceği, nasıl helalleşileceği düşünüldü mü?
Af için önce pkk’nın suçunu kabul etmesi gerekmez mi?..
Katil, etnik bölücü, hain apo nasıl Başbakan Erdoğan’la denk hale gelebilir?
 
PKK BİTİRİLECEK Mİ? IRAK’A GİDERLERSE DOKUNULMAYACAK!.. VE BİR KANDIRMACA
Şimdilerde Erdoğan’la apo ve pkk arasında bir anlaşma dedikodusu dolaşıyor ortalıkta…
Ve yine Başbakan Erdoğan konuşuyor. Başbakan söz veriyor: “pkk’lı teröristler silahlarıyla Türkiye’yi terk ederek Irak’ın kuzeyine gidecek olurlarsa dokunulmayacak…”
Yani binlerce ana kuzusunu şehit eden, anaları ağlatan katil pkk’lılar ödüllendirilecek: Ellerini kollarını sallaya sallaya, millete küfürler savura savura, emperyalist güçlerin ezberlettiği martavalları söyleye söyleye gezecekler…
Peki pkk daha doğrusu arkasındaki emperyal güçler bizi kandırırsa ne olacak? Tedbirleri alındı mı?
Başbakan Erdoğan’ın siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Murat Karayılan’ın ‘Silahlı unsur biziz, biz muhatap alınmalıyız’ şeklindeki açıklamalarına şu cevabı vermiş:
Akdoğan, “Bugüne kadar ‘Öcalan’sız olmaz. O tek muhataptır’ diyorlardı. Şimdi, ‘Kandil’siz, Avrupa’sız olmaz diyorlar. Burada bir kandırmaca var. Siz bir kere bir yeri adres olarak gösteriyorsanız, onun ne dediğine bakıp ona göre şekil almanız lazım. Siz ona düşüncenizi, projenizi, yaklaşımınızı dikta etmeye kalkarsanız veya bunu deklare ederseniz o zaman yine onu boşa düşürmeye başlarsınız.” demiş.
 
HAYALLER UĞRUNA NE KAZANIR NELER KAYBEDEBİLİRİZ?
Bazı siyasi yorumculara göre Başbakan Erdoğan’ın hayali ‘barışı kuran adam’ pozisyonunda önümüzdeki seçimleri kazanıp Çankaya’ya el koymak…
Ama bu arada milletin kardeş kavgasına sürüklenmesi ve Türkiye’nin birliğinin BOP projesi kapsamında, ‘özerklik’ten başlayan adımlarla alıştıra alıştıra parçalanmak istenmesi akıldan çıkarılmamalı ve tedbirleri alınmalı…
Ne yapmalı: En doğrusu Sayın Başbakan Erdoğan içine düştüğü kumpastan ve korkulardan bir an önce kurtulmalı, ‘al lan diyetini’ diyebilmeli, yanlışlardan dönmeli, kendine ve Türkiye’ye kurulan tuzakları parçalamalı, doğrularını artırmalı, tarihe mevcut şartlarda en iyisini yapan başbakan olarak geçmeli… Tarihin ve İlahi adaletin yargısının ağır olduğu bir an olsun iktidar sahiplerince unutulmamalı… Bu iktidar sahiplerine düşen sorumluluk.
Bir de milletin her bir ferdinin sorumluluğu var: Anlaşılan o ki; büyük Türk Milleti’nin bugünkü mensupları, ‘İslam Rönesansı’ ile uyanıp, olaylara ‘Türk Milleti’nin Cihan Hakimiyeti Mefkuresi’nden bakıp; ülkemizi, bölgemizi ve dünyayı; hak, hukuk ve adaletle tanzim edip barış kuruculuk misyonu iradesine ve gücüne erişinceye kadar ‘masallarımız ‘Binbir Gece Masalları’na dönüşerek devam edecek… Ama masalları doğru dürüst yazacak ve anlatacak adam/adamlar lazım…
Bir başka masal için bakınız:
'Açılım' Binbir Gece Masalına Dönüştü Bu İşe AKP'liler Bile Şaştı’, Hikmet Sofu, Bayrak 1251, 11.12.2009, www.bayrakdergisi.com/bayrak-1251
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.