Sözlerime eski bir gelenekle başlamak istiyorum. 

Önce selam...

 

Merhaba diyerek burada olmaktan duyduğum mutluluğu paylaşmakla ve tüm ‘Anamur Bülten’ okurlarına Allah’tan sağlık ve esenlik dileklerimle başlamak istiyorum.

 

Sonra kelam... 

İlk sözü söylemek her zaman çok zordur. İlk söz, arkasında ne olduğunu bilmediğiniz kapılardan birini açmak gibi bir bilinmeyeni çağrıştırır veya devam edeceğiniz yolu seçmek gibi bir tercihi hatırlatır insana. İşte bunun zorluğunu yaşıyorum...

 

Uzun zamandan bu yana gönül dünyamızın heybesinde birikenleri bir vesile ile kendi obalarımızdan başlayarak insanlarımızla paylaşmak istemiştim. Nasip bugüne imiş hayırlı olur İnşallah.

 

Geçenlerde Anamur’dan uzakta yaşayan ya da Anamur’da olup bitenleri merak edenlerin yaptığı gibi internet üzerinden haberlere bakıyordum.

 

İlgimi çeken Anamur Köylere Hizmet ’37 Köy’ kitabının giriş kısmında bir söze takıldım. ‘Ateşe yakın olan gızınır (ısınır)’. Esasen hoşuma gitti, güzel değil mi? Eskiler bir şeyi söylemişler ise; hikmeti vardır. Yapılan göndermenin yankısını idareden beklemek hakkımız.

 

Kadim Milletimizin ve güzel Ülkemizin vefakâr evlatlarının yaşadığı Toros Dağlarının Akdenize bakan güney yüzünde yurt tutmuş oymaklarının belki çok az bir kısmının sorunu olarak görüyorum bu ateşe yakın olamama halini vesselam. Bölge insanının belki temel sorunlarından biridir bu ‘gızınma’ (ısınma) işinde pek mahir bir tavır ve hünerlerinin olmayışını diye düşünüyorum.

 

Yine aynı Kitapta ‘Anamur’lu Olmak’ başlıklı yazıda(s. 215) Saygıdeğer hocamız Prof. Dr. Mesut Çetinkaya (Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesinde) Anamurlu olmanın kişilik özelliklerini ‘yalnız’ olmak olarak tespit etmiştir. Ben de bölgemiz insanının bir olma, diri olma, iri olma işinde yetersiz kaldığını düşünüyorum. Sonuçta; doğru yerde, doğru insanla doğru zamanda bu hususu hasbihâl etmek gerekir.

 

Her ne kadar Hocam bu ‘yalnız’ olma halini özgür olma ile izah etti ise de; bu işin belki bir yönü. Ancak bir başka yönü ise bölgenin çocukları, yani hepimizin eksikliği; bir araya gelememek, yalnız olmak diye düşünüyorum. Tespiti doğru yapmak çözümü kolaylaştırır. Birlikte iş tutmaya, güzel işlerde birlik olmaya mani bir hâlin olmayacağı kanaatindeyim.

 

Lakin bunun için çalışmak emek vermek fedakarlık etmek bir şeyler üretmek gerekir. Anamur’un yerleşim tarihi oldukça eskilere dayanır. Ancak bu günkü Anamur’un kültür coğrafyamıza katılımı, kuruluşu; çok yeni ve Cumhuriyet dönemine rastlar. Bilindiği gibi medeniyetler şehir temellidir. Bir şehre ait olma hâli maddi ve manevi, insan üzerindeki uzun birikimlerinin toplamından ibarettir.

 

Kitapta, tamda buna örneklik eden bir yazıyı kaleme almış Prof Dr. Ejder YILMAZ hoca Bizim Köy Mezarlığı başlıklı (s. 221-224) yazısında memleket sevgisinin güzel bir yansımasını bulacaksınız, yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Değerli yalnızlığımız nedeniyle kendisini tanımamış olduğuma üzüldüm. Duygularını birikimi ile birlikte paylaşmış kalemine sağlık diyor, kendisine saygılarımı sunuyorum.

 

Sonuç olarak; Anamur Köylere Hizmet kitabı için emeği geçenlere teşekkür ederim. Yazının başlığını oluşturan ‘Ateşe yakın olan gızınır (ısınır) ifadesinin bende oluşturduğu duyguyu sizlerle paylaştım. Meşaleyi birlikte kaldırır, ateşe yakın olmayı hep birlikte başarabilir isek ateş bizi sadece ısıtmayacak, gönlümüzü de aydınlatacaktır.

  

Hoşça kalın. Sevgiyle kalın.12.02.2016

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.