Bugün İstanbul’da Millet Kütüphanesi'nde muhafaza edilen, Kaşgarlı Mahmud’un 1077 de Bağdat’ta Abbasi halifesine sunduğu, Divan-ı Lügati't Türk’te “bayram” sözcüğünün “bedhrem” olarak yer aldığı, bu sözcüğün Oğuzlarda “beyrem” şekline söylendiği anlaşılmaktadır. Günümüzdeki telaffuzu ile ‘Bayram’ın Türk Dil Kurumu sözlüğünde ve diğer birçok kaynaktaki ortak anlamının sevinç, neşe ve eğlence günü olarak geçtiği bilinmektedir. Ülkemizde bayramlar, milli ve dini olarak iki kısma ayrılmaktadır. Her iki bayram için de farklı uygulamalar ve kutlamalar yapılmaktadır. Bu günün önemine atfen dini bayramlardan özellikle de ramazan bayramından söz edeceğiz.

Dini bayramlar, "kameri takvim"e (Ay takvimi) göre hesaplandığı için, şu an kullanılan miladi takvime göre her yıl on gün erken gelmekte. Buna bağlı olarak dini bayramlar farklı tarihlerde ve değişik mevsimlerde kutlanabilmektedir.

İslâm’da Ramazan ve Kurban olmak üzere iki bayram vardır. Arapça’da îdü’l-fıtr ve îdü’l-adhâ şeklinde adlandırılan bu iki bayram, hicretin yani Mekke’den Medine’ye intikalin ikinci yılından itibaren Peygamberimizce başlatılmıştır; Müslümanlar arasında o tarihten itibaren kutlanmaktadır. Araplara Farslardan geçen bazı bayram nitelikli etkinlikleri de kaldırmıştır.

Ramazan bayramı Kameri takvime göre Şevval ayının ilk üç günü, Kurban bayramı ise Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün süreyle kutlanmaktadır. Dini bayramlar, halk arasında eskisi kadar olmasa da hâlâ canlı bir şekilde varlıklarını sürdürmekte ve kutlanmaktadır.

Anadolu’da dini bayramların bir hazırlık süreci vardır. Bayramdan önce genelde şehir, kasaba ve köylerde, evlerde, bahçe ve müştemilatlarında sıkı bir temizlik yapılır ki, buna bayram temizliği denmektedir. Şimdilerde pek görünür olmasa da eskiden arefe gününde hamama gidilir veya evde yıkanılırdı. Bazı yörelerde buna ‘’bayram suyuna girmek’’ ya da ‘‘arefe suyuyla yıkanmak’’ dendiği, hatta bu banyonun insanlara iyi geldiği rivayetleri de yaygındır.

Çocuklar başta olmak üzere bayramlık alınır ve bayram gününden önce bu giysiler mutlaka ütülenir hazır tutulurdu. Muhakkak yatağın başucuna konur, hatta birkaç kez yerlerinde duruyor mu diye kontrol bile edilirdi. Ayrıca bayram günleri için özel yemekler ve tatlılar hazırlanır, komşularla paylaşılırdı. Örneğin Anamur ve köylerinde; arefe günü yapılan ve yakın komşulara dağıtılan ‘Pişi’ bunlardan biridir. Bu gün bunların birçoğu hâlâ yaşatılmaktadır.

Yine kaybedilen yakınların mezarları, arefe günü genellikle ikindi namazının ardından ziyaret edilir, dualar okunur, mezarların etrafı temizlenip çiçekleri sulanırdı.

Artık günümüzde, özellikle de büyük kentlerde; yorucu ve yoğun hayat temposu nedeniyle bayramlar tatil ya da dinlenme fırsatı olarak değerlendirilmektedir. Bu durum pek hoş karşılanmamakla birlikte apartman hayatıyla birlikte komşusunun kapısını belki de hiç çalmayan şehir halkı, bayramlarda komşu ziyaretlerini de neredeyse unutur gibi oldular. Bayramı tatile çevirsek de, bayram bir şekilde yaşanmaktadır. İnsanımız çoğunlukla bayram için tıraş olup, bayram namazına gitmeden önce ya da geldikten sonra temiz ve yeni elbiseler giyerek bir hazırlık yapmaktadır. Bayram namazından sonra genellikle insanlar büyükten küçüğe doğru sıralanıp bayramlaşmaktalar. Bu gelenek büyük şehirlerde şimdilerde aksatılmış olsa da kırsalda büyük ölçüde devam etmektedir. Mümkün olan akrabalarla bir araya bayram için gelinmesi güzel bir adettir.

Ramazan ve Kurban bayramlarının başlıca özelliği komşu ve akrabaların ziyaret edilmesi, bir araya gelinmesidir. Gençlerin yaşlıların ellerini öperek onların hayır dualarını almaları, büyüklerin ise el öpen çocuklara para ve hediye vermesi gelenektendir; bunlar güzel şeylerdir.

Ziyarete gelenlere ramazan bayramlarında, şeker ikram edilmektedir. Bu nedenle ramazan bayramının bir adı da "Şeker Bayramı"dır. Kurban bayramında ise yalnızca şeker değil, kesilen kurbanın etinden de ikram edilmektedir. Bayramlarda şeker, tatlı ikramının nevruz bayramı ve şenliklerinden geldiği söylenir. Nevruz kutlamalarında keşfedilmiş ve eskiden yalnızca nevruz günü tatlı şeyler ikram edilirken, sonradan aynı gelenek diğer bayramlar içinde uygulana geldiği ifade edilmektedir.

Bu bayram, acıların üst üste geldiği, kahraman vatan evlatlarının toprağa düştüğü bir zaman dilimine rastlamıştır. Hoş bu coğrafyanın bedeli, ne yazıklı bitmiyor; ne gam. Üzücü olanı dostluğun ve kardeşliğin dünyalık hırslara kurban edildiği, insanların birbirlerine güveninin kaybolduğu, insanların birbirinden uzaklaştığı, cehaletin pençesindeki Müslüman ülkelerin adeta ateşe verildiği, kaynaklarının heba edildiği, haysiyet ve şereflerinin ayaklar altına alındığı bir dünyadayız ve esasen üzgünüz.

Gönül bir bayram arzular; çocukların ölmediği, annelerin ağlamadığı, dostlukların tükenmediği, küslüklerin olmadığı, alın teri ve emeğin karşılığının çalınmadığı, siyasetin değil liyakatin öne çıkarıldığı, aldatma nedir kimsenin bilmediği, nasırlı ellerin helalinden kazandığı bir düşler Ülkesi hayal et.

Gönül bir bayram arzular; zenginliğin adil paylaşıldığı, çalışan fakirlerle iş sahibi zenginler arasındaki gelir farkının hakkaniyete uygun olduğu, hukuk ve ahlak düzeninin hâkim olduğu kimsesizlerin ve yoksulların da gülümsediği, erdemli bir Ülke hayal et.

Gönül bir bayram arzular; anne ve babaların huzurevlerinde değil, evlatlarının yanı başında onlara her daim ağızlarından duadan başka sözcüklerin dökülmediği, torunların sevildiği, sıcacık yuvalarda mutlulukların yükseldiği, değil bir Müslüman’ın; dini, milliyeti ne olursa olsun hiç kimsenin horlanmadığı, koskoca bir aile, mutlu bireylerinin olduğu bir Ülke hayal et.

Gönül bir bayram arzular; bu kadim medeniyetin çocuklarının, akraba ziyaretlerini ihmal etmediği, komşularının unutulmadığı, hasta ve düşkünlerin hatırlandığı ve onların dualarının alındığı, birbirine güven veren dostlukların tazelendiği, yeniden insanlığın büyük bir kucaklaşmasının yaşandığı, umut dolu bir Ülke hayal et.

Gönül bir bayram arzular; Süleymaniye'de ‘Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı’, diyen şaire hürmeten, bastığı yeri titreten ecdadın gücünü, birikimini ardına alan ve günün bilgisi ve donanımıyla yetişmiş koçyiğitlerin değil, koçların kurban edildiği, saygın, gelişmiş, üretken bir Ülke hayal et. Rabbim çok şey mi istiyorum, ne olur bu Millete nasip et. İyi Bayramlar.

Hoşça kalın sevgiyle kalın.04.06.2019

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.