BİLE BİLE NİYE ADAY OLDUN?
HİKMET SOFU
Köyün birinde -köyün adı bizde saklı- seçimler öncesi muhtar, muhtar adayının önünü keser:
- Hasan duyduğuma göre muhtarlığa aday olmuşsun, öyle mi?
- Doğru duymuşsun Muhtar…
- Be Hasan! Bu köyde yamuk mu çok, dürüst mü?
- Yamuk çok muhtar… Hem de dürüstlerden kat be kat fazla…
- O zaman bile bile niye aday oldun?
- Oldum!..
- Geçen seçimlerde bilmiyor musun ben seçimi kara lastikle kazandım.
- Bilmez olur muyum hiç. Çok üzülmüştüm…
- Seçim öncesi kara lastiğin -ayakkabının- bir tekini verdim bu millete. Bir tekini de seçimi kazandıktan sonra…
- Bilirim, bilirim muhtar… Diğer aday da basma fistan dağıtmıştı…
- Hah işte olay bu!.. O zaman niye aday oldun?
- Muhtar, niye aday oldum biliyor musun?
- Ben de onu soruyorum. Niye aday oldun?
- Doğru ve dürüstlerin de bir temsilcisi olsun diye. Dürüstler mahzun olmasınlar diye. Her yanı yamuklar sarmasın diye. Allah’ın insan olana yüklediği görevi yerine getireyim ve insanlara hatırlatayım diye…
- Yaaaaa…
- Evet! Yaaa. Elbette bir gün gelecek insanlarımız özüne dönecek. Yanlışa karşı duracak, dikilecek ve yanlışı düzeltecek. Yamuk yapanı alkışlamayacak, oy vermeyecek. Yanlış yapanın safında olmayacak, ikaz edecek, düzeltecek...
- Yaaaa…
- Yaaa!.. Ne demiş Allah Kur’an’ı Kerim’de biliyor musun? Bilmiyorsun tabii. Bilsen de uygulamıyorsun, amel etmiyorsun. Kur’an’da, Ali İmran suresi 104. ayette. Bak iyi dinle: ‘İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.’
- Yahu bu ayetin benimle ilgisi ne? Konumuzla ilgisi ne? Siyasetle ilgisi ne?
- İlahi muhtar!.. Ne demek ne ilgisi var? Bu sosyal hayatta, siyasi hayatta uygulanacak çok güzel bir düstur!.. Allah buyruğu bu! Kur’an ayeti bu!..
- Yaaaa
- Evet, yaaaaa… Sen yanlış yapacaksın, kara lastiğin bir teki ile seçim alacaksın. Sonra da ‘Ben kazandım’ diyeceksin. Bu kazanmak değil. Kaybetmek muhtar, kaybetmek!..
- Ne demek kaybetmek? Ne demek kaybetmek? Ne diyorsun sen Hasan? Ben kazandım, ben kazanıyorum…
- Bak muhtar, iyi dinle! Kendin demedin mi geçen seçimde, ‘Ben kara lastikle seçim aldım’ diye…
- Evet!..
- Yalanla, hileyle, rüşvetle, insanları kandırarak seçim aldın. Muhtarlık koltuğuna oturdun. Peki Allah rızası için söyle! Sen niye namaz kılıyorsun, oruç tutuyorsun muhtar?
- Allah emri olduğu için…
- Peki muhtar bilmiyor musun, insanları kandırmak, aldatmak, yalan söylemek, rüşvet vermek Allah’ın yasaklarından… Bilmiyor musun kul hakkı diye bir şey var. Ve bilmiyor musun Allah, ‘Kul hakkı ile Kıyamet gününde karşısına gelinmesini’ istemiyor. Bu bakımdan kul hakkı; namaz, oruç borcundan daha ağır…
- Biliyorum, biliyorum da… Sen de beni suçlamakla çok ileri gittin ha!.. Senin bu dediklerin günah değil mi? Gıybet değil mi? Suç değil mi?
- İleri gitmedim muhtar, ileri gitmedim. Az bile dedim. Gıybet de yapmadım… Sen ‘Müslümanım’ diyeceksin, seçim almak için kara babuçu rüşvet vereceksin… ‘Müslümanım’ diyeceksin yalan dolanla seçim alacaksın… Eğer sen aklını başına almaz, bu yanlışlarından vazgeçmezsen sonun bu dünyada kötü olur, ahrette ise çok daha beter olur muhtar…
- Dur bre Hasan! Dur!.. Yahu Hasan senin dilin amma da uzamış ha!.. Bir de beni tehdit ediyor, korkutuyorsun!
- Bak muhtar ben senin iyiliğini istiyorum. Senin zulmüne, yanlışlarına engel olmak istiyorum… Hem seni uyarıyorum, hem de köylülerimizi. Bu gidişat gidişat değil… Sonra Hz. Peygamber ne diyor biliyor musun?
- Çabuk de hele!..
- ‘En büyük cihad zalim sultan karşısında hakkı söylemektir.’
- Eeeeee
- Esi eeee. Muhtar bir şey daha: Hem ‘Müslümanım’ dedin hem de hırsızlığı, rüşveti, yalanı dolanı işledin, korudun, kolladın ya gören de sanacak ki İslam’da bunlar mübah!..
- Ne demek istiyorsun Hasan! Açık söyle!..
- Şunu diyorum muhtar, şunu: Ben size ve köylülerime Hakkı, hakikati, adaleti, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve hürriyetlerini, hiç kimseyi ötekileştirmemeyi, demokratik bir tavrı tavsiye ediyorum…
- Eeeeee, yani ne olacak ki biz bunlara uymazsak…
- Çok şey olacak muhtar… Çok şey olacak… Toplum iyice bozulacak, aç kurtlar gibi biri birini yiyecek…
- Yerse yesin, bana ne?
- Bak muhtar ‘yerse yesin’ deme... Eğer bu millet Hakkı, hukuku, adaleti tutar kaldırırsa büyür, yükselir, yücelir…
Bir şey daha diyorum muhtar: Eğer beni seçerseniz, bana rey veren, vermeyen herkesi; hak, hukuk, adalet ölçülerinde; demokratca ve barış içinde yöneteceğim…
- Ihhhhh….
- Şimdi var git muhtar! Var git ve kıyametin kopmadan önce yaptıklarını bir düşün, ölç biç!.. Bilirsin ki ölümden sonra kimse buraya geri gelmiyor. Ölümden sonra yanlışlardan dönüş yok!..
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.