Çok çeşitli malzemeyle (sebze, bulgur, mercimek, un gibi vb.)hazırlanan sulu yiyeceklere çorba denir. Yani farklı türlerin karışımı; çorbanın tarifidir.
Bir de konuların, olayların, konuşmaların çorba olması vardır. Çorba etmek; karıştırmak. Her telden de denebilir.
Bugün biraz karıştırarak yazalım. Konuların/esprilerin çorbası olsun diyelim.

Köyden şehre gelen iki köylü arkadaş, daha önceden hiç görmedikleri şehirdeki 15-20 katlı apartmanları görünce şaşırırlar ve binaların yüksekteki katlarına bakarak şaşkın şaşkın gezerler. Bunların saflığını gören bir kişi efendi ne yapıyorsunuz diye sorar. Biri apartmanın katlarına bakıyoruz der. Akıllı kişi ben buranın sorumlusuyum kaçıncı kata bakıyordunuz, kat başı 10 lira verin der. Köylü 8. Kata bakıyorduk al 80 lira der. Ve parayı alan uzaklaştıktan sonra parayı veren arkadaşına, kandırdım onu 9. kata bakıyordum der.
                                                          ***
Çoktan beri görmediği arkadaşına sinemada rastlayınca, seni çoktan beri sinemada göremiyorum der. O da göremezsin çünkü sinema karanlık.
                                                           ***
Evinde oturan arkadaşının arabasının çalındığını gören komşusu, arkadaşına koş Ahmet arabanı çalıyorlar diye seslenir. Ahmet arabasını kaçıranların arkasından koşar ama yetişemez geri gelir. Arkadaşı ne yaptın yakalayamadın mı diye sorar. Ahmet yakalayamadım ama plakasını aldım der.
                                                             ***
Arkadaşına sen aynen Temel gibi konuşuyorsun diyince; o da, onun yerine konuşuyorum der.
                                                                ***
Bir vatandaş, çok sevdiği siyaset adamını görünce emret başkanım sizin için öleyim der. O da, yok ölme bir oy bir oy..
                                                                ***
Matematik öğretmeni sınıfta ders anlatırken çok kötü bir şekilde öksürüyordu. Öğrencilerden biri, “hocam kendinizi çok üşütmüşsünüz” deyince, öğretmen “yok oğlum babam üşüttü de ben onun yerine öksürüyorum” der.
                                                                ***
Nasrettin hoca iğneyi odada kaybeder. Ama oda dışında arar. Hocaya sen ne yapıyorsun odada kaybolan iğneyi dışarıda arıyorsun deyince Hoca oda karanlık der.
                                                                  ***
Adam 12 katlı binanın çatısına çıkmış aşağıya atlayacak. Bu durumu gören iki arkadaştan biri diğerine, “bak adam kendini intihar edecek” der. Arkadaşı yok kendini değil komşusunu intihar edecek..
                                                                   ***
Bir tartışmalı grup lokantaya gider. Garson ne yemek istersiniz diye sorar. İçlerinden birisi, istemez biraz sonra birbirimizi yeriz.
                                                                     ***
Adam evinin salonunda otururken mutfakta bir çığlık duydu. Hanımı, hayatım koş evde fare var. Adam hiç istifini bozmadan, ne yapayım hanım ben kedi miyim der.
                                                                    ***
Bir dernek başkanı tekrar seçilmek için genel kurulda konuşacaktır. Yardımcısı sayın başkan öbür aday gibi masaya vurarak şunu yapacağım bunu yapacağım diyerek kükreyerek konuş der. Başkan kürsüye çıkar, biz adamı şöyle yaparız.. der ve masaya vurur. Arkasından devamını yardımcım konuşacak der.
                                                                   ***
Bir konuşmacı deprem sonrası halka hitap ediyor; konuşmasının sonunda çok şükür ölü kaybı olmamıştır dedikten sonra, cenabı Allah’ı size emanet ediyorum diyerek ayrılır.
                                                                   ***
Temel karısı ile kurbanlık bakıyorlarmış. Temel karısının konuşmaları/davranışları hoşuna gitmiş; oy Fadime’m ben sana kurban olurum deyince, Fadime ben kurbana öküz kesmiyorum demiş.
                                                                  ***
Adam konuşmasında bakın, bu söylediklerim çok önemli altını çizin demiş. Dinleyicilerden biri, efendim söyledikleriniz gerçekleştirilmezse ne yapacaksınız demiş. Konuşmacı, o zaman söylediklerimin üstünü çizin demiş.
                                                                     ***
Güneşin olmadığı ve yağmurlu bir havada çamaşırlarını seren komşusuna Ayşe hanım seslendi, güneş yok çamaşırlarını nasıl kurutacaksın? O da dün hava güneşliydi der. Ayşe hanım bunun üzerine, “Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz” der.
Hoş kalın. Aralık 2019, Ankara. İsmet Kadıoğlu.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.