İsmail Özdemir / 2013-04-01 12:15:11

AKP ne yapacağını şaşırmış bir halde. Bir taraftan ortaya dökülen PKK ve terörist başı ile görüşme rezaletinin yaratığı toplumsal tepkiyle uğraşırken, diğer taraftan ise üzerinde okyanus ötesinden yüklenen görevleri yapabilme ikileminde gidip gelmeye başlamıştır. İşte bu ikilem ve telaş zihniyeti ülkeyi yönetirken, gündemi gerçeklikten son derece uzak bir biçimde sürdürülme arayışındalar.

Terörist başına hangi sözü verdiklerini hala açıklayamayanların bozuk plak gibi tekrarladıkları tek konu PKK silah bıraksın. İyi de PKK ne diyor, AKP'nin çizdiği pembe tablolara rağmen terör örgütü ne yapacak, ne yapmayı düşünüyor, bunun üzerine konuşan kimse yok.

Geride bıraktığımız günlerde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, PKK'nın silahlarını bırakarak sınır dışına çıkacağını söyledi. PKK'dan ise bu açıklamanın ardından hızlı bir cevap geldi. Kandil'de bulunan PKK'lılar, PKK'ya yakınlığıyla bilinen bir haber ajansına açıklamada bulunarak, "silahsız sınır dışına çıkmayacaklarını" belirttiler. Ve ayrıca sınır dışına çıkmak için konunun yasal zeminde ele alınmasını talep ettiklerini de eklediler. İmralı'da bulunan terörist başı ile iletişim olanaklarının artırılması ve bunun sürekli hale getirilmesini istediklerini de daha önceden belirtmişlerdi.

Birileri silahsızlandırma, sınır dışına çekme, terörü bitirme gibi lafları söyleyerek kamuoyunu uyutmaya çalışa dursun, PKK çoktan AKP'yi ele geçirmiş gözükmektedir. AKP'ye istediğini yaptıran bir kararlılıkla PKK, çözülmeye değil aksine daha da güçlendirilmeye ve daha büyük ölçekli hedefler için hazırlandırılmaya çalışılmaktadır.

Diğer yandan, bugün sınır dışına çıkacağı söylenen PKK'lıların, yarın bir başka zaman geri dönerek hain saldırılarına devam etmeyeceğini söyleyebilmek hiç mümkün olur mu? Geçmişte de PKK, saldırılarını durduracağını söylemiş yada koşullar gereği buna mecbur kalmışken kendisine uygun ortamı bulur bulmaz (özellikle 2002 yılında AKP'nin iktidara gelmesi ile beraber) kanlı eylemlerine devam etmemişler miydi?

Hala PKK'lılar ve BDP'liler ara ara yaptıkları açıklamalarında özerlikten, konfederasyondan ve sözüm ona bağımsızlıktan bahsederken AKP'nin "terör bitecek" vaadinin koca bir yalandan başka bir anlamı olmadığını idrak etmek gerekir. Bunun aksi bir durum söz konusu olsa idi, AKP terörist başı ile neyi konuştuklarını, neyi görüştüklerini, PKK'lılara hangi vaatte bulunduğunu bu zamana kadar açıklardı. Ama bu yapılmadan toplumdan adına süreç denilen ihanete destek veresini beklemek ve AKP'ye güvenilmesini istemek hiç akla ve mantığa sığacak birşey olurmu?

Samimiyetin olduğu yerde gizlilik olmaz, olmamalı. Zira samimi olan birinin yaptığı işlerin neticesinin nereye varacağını bildiğinden, korkacağı, çekineceği birşeyde olmaz. Yaptığı işlerin hesabını her koşul ve şart altında gönül rahatlığı ve açık bir alınla verebilir samimi olanlar. İşte AKP'nin hala neyi konuştuğu, neyi görüştüğü, neler konuşup karara bağladığı ve teröristlere ne söz verdiğini açıklayamamasının sebebi budur.

Mesela, Diyarbakır'da Nevruz Bayramı'nı kutlamak bahanesiyle hainlerin gösteri yaptığı bir atmosfere dönüştürülen görüntüler sonrasında bunu "umutlanılacak ve sözde barışa uzanan yol" olarak değerlendiren AKP'nin sessiz sedasız tutuklu halde bulunan KCK'lıları salıverme girişimi gözlerden kaçmamıştır. Bu gelişmenin hemen öncesinde Adalet Bakanı'nın PKK ve terörist başı ile müzakereleri kast ederek sözde barış süreci olarak tanımladığı dönemde yaptıkları ve yapacaklarını "bu suçsa, biz bu suçu işliyoruz" demesi de dikkatlerden kaçmamıştır ve değerlendirilmesi gereken alan da yine bu çerçeve de olmalıdır.

Dur durak bilmeksizin nerede, kiminle yapıldığı belli olmayan anketlerden medet ummaları ve açıklamalarında Başbakan Erdoğan dahil diğer AKP'lilerin de sürekli bazı anket sonuçlarını açıklamalarının sebebini iyi düşünmek gerekir. AKP tabiri yerindeyse uykularını kaçıran bir korkunun esiri olmuştur. Bu korkunun adı Türk Milleti'dir. Çünkü Türk Milleti'ne karşı giriştikleri ihanet oyunun ne olduğunun anlaşılmasının kendilerinin felaketi olduğunu çok iyi bilmektedirler.

Bebek katili, PKK ve BDP'ye gösterdiği samimiyetin yüzde birini Türk Milleti'ne karşı AKP göstermiş olsa idi, otuz yılı aşkın terörle mücadele süresince en fazla acıyı yaşadığımız dönem olarak tarih AKP iktidarının vazife başında olduğu yılları işaret etmezdi.

AKP söyleyemese de PKK açıkça terörist başının özgürlüğe kavuşturulmasını, ilk adımı yerel yönetimlerin güçlendirilmesi adı altında özerlikle hayata geçirilecek bir dönemin başlamasını talep ettiğini ve hiçbir koşul altında silah bırakmayacağını açıklıyor. Bunlar gerçekleşirse eylemlerine son vereceklerini açıklıyorlar.

Birileri de kalkıp buna "terörün çözümü" diyecek ve Türk Milleti tarafından da böyle kabullenilmesini isteyecek öyle mi? Hadi oradan...

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.