Bu gün bilinmektedir ki, Türkler Anadolu’ya 1071’den evvel gelmişlerdir. Ancak Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan’ın ordusu, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in ordusunu 1071’de yenilgiye uğratınca, Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamışlardır. Bu olay “Haçlı Seferleri”ni tetiklemiştir.

Sefere çıkan Avrupalı Hıristiyan askerlerin kıyafetleri üzerinde, haç işareti olduğu için bu savaşlara “Haçlı Seferleri” denmiştir.

1096 yılında başlayan haçlı seferleri, 1291’de Hıristiyan güçlerin, Müslümanlar tarafından Akkâ’dan çıkarılmasına kadar sürmüştür. Yaklaşık 200 yıl boyunca Hıristiyan dünyası tarafından, Türk İslâm dünyasına karşı, dokuz büyük haçlı seferi düzenlenmiştir. Bu seferlere karşı koyma, durdurma çoğunlukla Türkler tarafından yapılmıştır.

Biz Türkler ve İslam dünyası bu olayı, iyi not etmelidir.

Peki, 1291’dan sonra “Haçlı Seferleri” durmuş mudur? Elbette durmamış peki ne olmuş?

Ne olduğunu tarihe bakarak görmek mümkündür. 1299’da Anadolu’da 600 yıldan fazla sürecek yeni bir devlet, yani Osmanlı Devleti kurulmuştur. Bu devletin çelik iradesi, Türk kültürü, Türk cengâverliği ve İslam ahlâkı üzerine inşa edilmiştir.

Osmanlıların 1683’te 2. Viyana kuşatması ile Avusturya’ya karşı (içinde haçlı güçler vardır) alınan yenilgiden sonra, ne yazık ki her seferinde savunma yapmak ve geri çekilmek zorunda kalmıştır.

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros mütarekesi; geri çekilmenin ötesinde, devleti yönetenler ve aydınlar arasında, devletin geleceğiyle ilgili tedirginlik yaratmıştır.

1683’den sonraki geri çekilme aynı zamanda İslam dünyası için siperlerin yıkılması, Haçlı seferlerine karşı bölgenin açık hale gelmesine de yol açmıştır. Ne yazık ki İslam dünyasında bunu görecek feraset yoktu, bugün de yok gibi.

Bu nedenle, kuruluşundan 619 yıl sonra Osmanlı Hanedanı dışında, Türk Milleti için yeni arayışlar başlamıştır. Mustafa Kemal Paşa mütarekeyi kabul etmeyenlerdendir. Çözüm arayışı içinde olanlardan, her cephede savaşmış Mustafa Kemal Paşa, takvim yaprakları 19 Mayıs 1919’u gösterirken İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiştir.

Bir anlamda, arayıştan eyleme geçmiş, yüreğini ortaya koymuştur. Cesur olduğu kadar akıllı, dünyadaki gelişmeleri doğru okuyan adımlarını ona göre atmasını bilen tecrübeli bir askerdir. Bilgisi ve kabiliyetiyle kurtuluş vuruşmasına Milleti ikna etmeyi başarmıştır. 1920’den itibaren kurtuluş için hem mecliste hem cephede mücadele etmiştir.

Peki, bu mücadele ne zamana kadar sürmüştür?

Tabi ki, 9 Eylül 1922’ye kadar. İlk kez düşmanda bir şaşkınlık oldu. 239 yıl sonra ilk kez Türkler geri çekilmiyordu. Savunmadan taarruza geçmişlerdi.

Başını İngiltere’nin çektiği çağın haçlı zihniyeti bu durumu kabul etmek zorunda kaldı ve Lozan Antlaşması imzalandı.

Kurtuluş savaşını veren kurucu kadro Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, 29 Ekim 1923'de Cumhuriyeti ilan etti. Evet devletin yönetim şekli değişmiştir. Ancak kurucu halk aynıdır.

M.Ö. 209 yılında kurulan Türk Ordusu, Milletimizi dağılmanın eşiğinden almakla kalmamış çağın ihtiyaçlarına cevap verecek O’na bir yönetim şekli de kazandırmıştır. Şimdi korumak ve kollamak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının vazgeçilmez görevidir. Abarttığımı düşünenlere, etrafa dikkatlice bakmalarını öneriyorum.

Sonuç olarak 96'ncı yılını kutladığımız Cumhuriyeti,  çok değerli buluyorum. Herkesin göz bebeği kendisi için ne demekse, Cumhuriyette, Ülkemiz insanı için o demektir. Çevremize bakınca, O’nu korumanın ve sahip çıkmanın bir kez daha ne kadar, önemli olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

Hoşça kalın sevgiyle kalın 29.10.2019

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Oğuz 2 hafta önce

yazılarınızı dikkatle takip ediyorum ve akıcı uslubunuz harika...

Misafir Avatar
Ahmet 6 gün önce

cumhuriyet en iyi yönetim biçimidir.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.