ERDOĞANİZM!..
HİKMET SOFU
Makyavelizm’e ‘höt!..’ diyen bir ‘izm’: ‘Erdoğanizm’
Sayın Erdoğan, 2003’te Başbakanlık koltuğuna oturduğundan bugüne tavırları, konuşmaları ve icraatlarıyla yeni bir izm oluşturdu.
Bu izm’le arkasından milyonlarca hanımı, beyi ve genci koşturup sürüklerken; bir o kadar hatta ondan daha fazla milyonlarca hanımı, beyi ve genci de karşı kutba iterek ülkemiz insanlarını gerdikçe gererek kutuplaştırdı.
‘Öfke bir hitabet sanatıdır’ diyerek, germekle belki parti yönetiliyor ama millet ve devletin öfke ile, gerginlikle, ötekileştirme politikası ile yönetilemediğini cümle alem görüyor…
4 bakanının istifa etmek zorunda kaldığı, birinin ‘ne yaptıysam başbakanın talimatı ile yaptım’ dediği yolsuzlukları soruşturan yargı mensupları ‘vatan haini’ ilan edildi ve yargı’nın ensesinde boza pişirildi…
AYM’nin HSYK kararları bardağı taşırırken; sanki iktidarın icraatları milli imiş gibi; AYM’nin twitter’in açılması yolundaki kararı ‘gayr-ı milli’ ilan edildi. Oysa aynı AYM, AKP’yi kapatılmaktan kurtaran kararı ile sadece kör-topal demokrasimizi kurtarmakla kalmamış Erdoğan’a da rahat bir nefes aldırmıştı…
Ahlak, demokrasi, kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğüne doğru kaplumbağa adımları ile de olsa kör-topal gidiş maalesef koltuk aşkına, iktidar aşkına kurban edildi…
 
‘PARANIN DİNİ, İMANI OLMAZ; PARA PARADIR!..
Sayın Başbakanının şu sözü de önemli: “Paranın dini, imanı, milleti, vatanı olmaz; para paradır. Para cıva gibidir, kendisine uygun nereyi bulursa para oraya akar.”
Ve daha neler neler…
Sosyal bilimlerin, sosyo ekonomi, sosyoloji, sosyal psikoloji ve psikoloji’nin inceleme konusu olacak olan bu yeni izm’e ‘Erdoğanizm’ demek gerek herhalde…
Makyavelizm’e ‘höt!..’ -çekil lan ayağımın yaylımından- diyen bir ‘izm’: ‘Erdoğanizm’
Peki burada bir soruyla esasa bir açılım getirsek kıyamet mi kopar?
 
SAYIN BAŞBAKAN’A DOĞRU DÜRÜST YARDIMCILAR, DANIŞMANLAR LAZIM!.. VEYA ADALET EVDE KALDI!..
Sayın Başbakan Allah nazardan korusun dur durak yok Maşallah 365 gün 24 saat faal!.. Bu aktivitede bir insana yardımcı olacak, yurt içi ve yurt dışı milletimizin ve ülkemizin düşmanlarının şeytanca planlarından koruyacak, yanlış kararlar vermesini engelleyecek istişare yapacak ehil yardımcılar, danışmanlar lazım!..
 
REZALET!..
Bakın şu Güneydoğu’ya. Sanki Diyarbakır-Bingöl karayolu Türkiye sınırları içerisinde değil!.. Sanki Türkiye’nin her karış toprağında taşında, havasında suyunda devlet hakimiyeti yok!..
Bakın şu Diyarbakır-Bingöl karayolunu kesip devletle pazarlık yapma cüreti gösteren eşkıya katil pkk-kck’ya ve de onların savunuculuğuna, sözcülüğüne soyunan BDP-HDP temsilcilerine… Ve onların güya arabuluculuğuyla serbest bırakılan askerlerimize... Fotoğrafları BDP-HDP'lilerle birlikte altta...
Başbakan’a ‘hastirrr’ çekme cesareti gösteren ve Diyarbakır’ı emperyalist güçlerin oyuncağı uydu devletçiğin başkenti yapma serapına kapılan Baydemir ve ortaklarına sesiz kalınmasına…
Sayın Başbakana nasıl yardımcı olunabilir? Nasıl yardımcı olmak lazım? Veya Sayın Başbakan danışmalarını çok mu yeterli buluyor?
 
ADALET VE PARTİZANLIK
Partizanlık hastalığı ne kadar da kötü!.. Benim adamımmmm… Benim akrabammmm… Benim liderimmmmmm… (!?)
Allah’ın şu buyruğu hepimiz için aklımızı başımıza almamız açısından ne kadar güzel bir ikaz: “Ey iman edenler! Adâleti titizlikle ayakta tutun. Kendiniz, ana-babanız ve akrabalarınız aleyhine de olsa Allah için doğru şâhitlik eden kimseler olun. Haklarında şâhitlik ettikleriniz zengin veya fakir olsun (fark etmez), Allah onlara sizden daha yakındır. Hislerinize uyup adâletten sapmayın. Şâhitliği eğer büker ve doğru yapmaz, yahut da şâhitlik etmekten kaçınırsanız, biliniz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisâ Sûresi, 135)
Yoksa insanlık öldü mü? Yoksa Müslümanlığımız lafta mı? Namaz, Oruç, Hac ve laf Müslümanı mıyız? İşte durumumuzun özeti: Ölen babanın mirasını bile doğru dürüst paylaşamayan bizler nasıl Müslümanlıktan bahsedebiliriz? Sadece Müslümanların değil, insan olan herkesin bu dünyada iken yaşaması ve yaşatması şart olan ‘güzel ahlak, erdem, fazilet; hak, hukuk ve adalet hayatımızın neresinde?
Yoksa bakkal amcanın sorusuna minik çocuğun cevabında olduğu gibi mi: ‘Haaa. O mu? Evde kaldı!..’

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.