KARDEŞ OLMAK
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin doğumunun 1441. yıl dönümünü kutladığımız Kutlu Doğum Haftasına girmiş bulunuyoruz. Kur’an’ın ilk muhatabı eşsiz insan Hz. Muhammed (s.a.v.)’i daha iyi anlama, anlatma ve getirdiği ilahi mesajı anlayıp, yaşamımıza ne kadarını katabiliyoruz kendimizi bir test edelim.

İnsanlar arasındaki her türlü ayrımcılığı temelden yasaklayan yüce dinimiz İslam, renk, ırk, soy-sop vb. bakımından kimsenin kimseye hiçbir üstünlüğünün olmadığı esasını getirmiş (Müslim, Hac, 147) ve mü’minler arasında kardeşlik tesis etmiştir. Asıl üstünlüğün Allah katında takvâda, yani O’ndan sakınmakta olduğunu (Hucurât, 49/13) ilan ederek en büyük eşitliği gerçekleştirmiş ve dengesizliği gidermiştir.

İman bağı ile birbirilerine bağlı olan mü’minlerin ilişkilerinde karşılıklı sevgi ve saygı hâkimdir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bu sevginin imanın bir tezahürü ve cennete girmenin sebebi olduğunu bildirmişlerdir: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; bir birinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.” (Müslim, İman, 93) Görüldüğü gibi Cennete girmenin yolu imandan geçmekte, iman etmiş olmak için de birbirimizi sevmemiz ve kardeş olmamız gerekmektedir.

Bir kişinin sevdiğini sırf Allah için sevmesi büyük bir ahlakî meziyettir. Bir Müslüman’ın en önemli özelliklerinden biri de sevdiğini Allah için sevmesi, sevmediğine de Allah için buğz etmesidir. Allah Resûlü (s.a.s.) bu özelliği imanın kemalinin tezahürü olarak görmüş ve böyle bir inanca ulaşan kimsenin, imanın tadına ereceğini belirtmiştir.

Mü’minlerin, iyilikte ve takvada (Allah’tan sakınmak ve O’na kulluk yapmada) birbirleriyle yardımlaşmaları din kardeşliğinin bir gereğidir. Allahu Teâlâ, bu konuda şu uyarıyı yapmaktadır: “İyilik ve takva konusunda yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun.” (Mâide, 5/2) Kur’an’da ayrıca, mü’minlerin birbirlerinin dostları oldukları, iyilikte ve hayırda yardımlaşmalarından dolayı Allah’ın kendilerine rahmet edeceği belirtilmektedir: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte bunlara Allah rahmet edecektir.” (Tevbe, 9/71)

Müslüman, din kardeşinin sevincini paylaşmalı, dert ve ızdırabına da ortak olmalıdır. Bir sıkıntısı olan, bir musibet veya zulme uğrayan Müslümana, diğer mü’min kardeşlerinin yardımcı olmaları gerekir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.” (Şura, 42/39) buyrulmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.s.) de; “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et” buyurmuştur. “Mazluma yardım ederim, ama zalime nasıl yardım ederim?” diye soran kimseye de şöyle cevap vermiştir: “Onu zulümden vazgeçirirsin, bu da ona yardımdır.” (Buharî, Mezâlim, 4; Tirmizî, Fiten, 68)

Bundan da anlaşılıyor ki, zulme ve haksızlığa uğrayan birine yardım etmek kadar, başkalarına zulüm ve haksızlık yaparak günah işleyen kimseye, onu kötülüklerden alıkoymak suretiyle yardım etmek de önemli bir kardeşlik görevidir.

İslam kardeşliğinin en önemli esaslarından biri de diğergâmlık, yani din kardeşlerinin dertleriyle dertlenmektir. Bir Müslümanda asla egoistlik ve bencillik bulunamaz. Çünkü o, din kardeşlerine karşı son derece merhametli, diğergâm ve fedakâr insandır. Kamil bir mü’min, yoksul ve muhtaç durumdaki kardeşlerinin çektiği sıkıntılara kayıtsız kalmamalı ve yeryüzündeki bütün mü’minlere karşı kendini sorumlu hissetmelidir.
Kardeşlik bağlarının zedelendiği, zayıfladığı günümüzde Müslümanlar Kur’an ve Sünnetin ortaya koyduğu kardeşlik anlayışı ve uygulaması karşısında kendi kardeşlik anlayış ve uygulamalarını karşılaştırmalı, söylemlerinden çok eylemlerine bakmalıdırlar.

Bu itibarla Allah ve Resulünün kardeşlik konusunda önümüze koyduğu ilke ve ölçüleri hayatımıza taşımanın ve yansıtmanın gayreti içinde olmalıyız.

Aynı kaynaktan beslenen kültür ve medeniyetimizi yoğuran iki gönül erinin sesine kulak verelim:

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz
Yunus Emre

Sevgi varken nefret niye, Barış varken savaş niye,
Kardeşlik varken didişmek niye, Dostluk varken düşmanlık niye,
Hoşgörü varken bağnazlık niye, Özgürlük varken tutsaklık niye,
Adalet varken Haksızlık niye? Hacı Bektaş-ı Veli

14-20 Nisan tarihlerinde kutlanacak olan “Kutlu Doğum Haftası”nın ülkemize ve tüm insanlığa huzur ve kardeşlik getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.