‘KIR ŞİŞEYİ DÖN KÖŞEYİ, YERDEN GÖĞE BETON YIĞ ALLAH’I ARA(!)’
VEYA 12 MART/ 18 MART VE SÖMÜRÜCÜLÜĞÜMÜZ
HİKMET SOFU
Sömürücülükte, yağmacılıkta, ezbercilikte, tüketicilikte üzerimize yok, kimse elimize su dökemez. Emperyalistler bile!..
Ve bu bizde yeni bir hastalık değil. 300-400 yıldan beri sürüp gelişen bir mecrası var…
Kanuni döneminden beri sürüp geliyor, üretmeden tüketme sevdamız. İmam-ı Birgivi’nin Kanuni Sultan Süleyman’a, sunduğu rapordan beri tarihi gerçek. Bozulan düzeni düzeltmez, toplumu, devleti ıslah etmezsek yıkılış gelip çatar…
Hz. Ömer, Fatih Sultan Mehmet, Çanakkale zaferi, İstiklal Marşı, Atatürk, Mehmet Akif Ersoy sömürüp tükettiğimiz dini ve tarihi şahsiyetlerimizden sadece birkaçı…
Bu saydığımız isimleri, samimiyetle, dürüstlükle ağzına alan kaç kişi var? Veya söylediğimiz yukarıdaki adlar, ağzımızdan çıkan yukarıdaki kelimeler kalbimizde bir yer işgal ediyor mu?
Yoksa işgal ettikleri yer kötü bir mirasyedi gibi midelerimiz, bağırsaklarımız mı?
 
‘KIR ŞİŞEYİ DÖN KÖŞEYİ, YERDEN GÖĞE BABİL KULESİ DİK ALLAH’I ARA(!)’ BECERİSİ(?)
Şunu demek istiyorum: Bizler bol bol geçmişimizi tüketiyoruz. Üretmeden tüketenler gün gelir bir gün iflas ederler!..
Hz. Ömer ve Fatih’in adaletinden bahsediyoruz ama bizde o ‘adalet’in ‘a’sı bile yok!..
Çanakkale zaferi, İstiklal Marşı, Atatürk, Mehmet Akif Ersoy’dan bahsediyoruz ama bizde o ‘hürriyet aşkı’nın ‘bağımsızlık aşkı’nın, ‘h’si ‘b’si dahi yok!..
Aslında bizde samimiyet yok, ihlas yok, erdem yok, dürüstlük yok! Söz ile öz uyumu yok. Ama sahtekarlık çok! Yalan bol. İnsanları şahsi menfaatlerimiz için kandırmak, kullanmak, sömürmek ikiyüzlülüğü büyük bir meziyet(!?..) Yeter ki, ‘kır şişeyi dön köşeyi, yerden göğe beton yığ Allah’ı ara!’ becerisini(?) göstermesini bil(!..)
Bu beton yığınlarında yaşayanlar bir taraftan akrabalarından, halktan, milletten, insanlardan kaçarken bir taraftan da alttaki binalardan uzaklaşıyorlar.
Acaba nereye yaklaşıyorlar?
Uzaktan, üstten baktıkları zavallı-beceriksiz(!?) insanların cebinden para kazanmakta-çalmakta maharet kazanan bu zavallı üstün yaratıkları(!?..) ve bunlara yol açıp-koruyanları, ölümden ve Allah'ın gazabından kim kurtaracak?
Aynı ananın babanın çocukları bile birbirine madik atmaya çalışıyorsa -mesela rahmetli babalarının mirasını paylaşırken- başka söze ne hacet…
Orhan Veli’nin aşağıdaki dizelerini yeniden okumak lazım:
“Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.”
 
‘SÖZ’Ü ‘ÖZ’Ü BİR İNSAN!..
O zaman gelin önce kendimizden başlayalım: Bizim elimizi kolumuzu kalbimizi bağlayan esaret zincirlerini kıralım!.. Egoları zincire vuralım…
Yüreklerimizi Hz. İbrahim ve İsmail’in fedakarlık abidesi kurban motifi ile yıkayıp yenileyerek yepyeni bir insan olalım, kendi içimizde barışık dürüst; dışarıyla barışık, samimi; sözü ile özü bir…
Sonra çevremizdeki yamukları da dürüst olmaya davet edelim. Yamuklara bir iyilik yapalım; düzeltelim. Düzelmeyenleri, ‘biz sizinle beraber değiliz’ deyip yanlışlarına ortak olmayalım, kendi oyunlarıyla baş başa bırakalım…
Muhteşem tarihi geçmişimizden, maddi ve manevi mirasımızdan enerji alarak sabırla çalışalım, akledelim, düşünelim, bilgi üretelim, icat edelim, ürün üretelim ve kendi ürettiğimizden harcayalım…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.