‘KİTAP EHLİ’, DİYALOG VE ‘GERÇEK MÜSLÜMANLAR’

“Yahudiler, “Üzeyir, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!” (Tevbe, 30)
“Allah’ı bırakıp, hahamlarını; rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.” (Tevbe, 31)
 
DİYALOG VE ‘GERÇEK MÜSLÜMANLAR’
“(Resulüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: ‘Şahit olun ki biz Müslümanlarız!’ deyiniz.” (Al-i İmran, 64)
 
YAHUDİ BİLGİNİ ABDULLAH BİN SELAM MÜSLÜMAN OLUYOR
Yahudiler, Hz. Musa Peygamber tarafından müjdelenen ve de Tevrat’ta geleceği haber verilen son Peygamberi dört gözle bekliyorlardı. Ancak ahir zaman Peygamberinin Yahudiler arasından çıkmaması onların büyük çoğunluğunu şaşkına döndürdü, çok azı Muhammed’in (sas) Peygamberliğini kabul ettiler.
Müslüman olan Yahudilerden biri de Abdullah bin Selâm (Husayn bin Selâm) adındaki bir Yahudi bilginidir ve Müslüman olması şöyle anlatılır:
Hz. Muhammed ve arkadaşları Mekke’den Medine’ye Hicret edince Abdullah bin Selâm, Peygamberimizle tanışarak Müslüman olur. Sonra da Peygamberimize, “Yâ Resûlallah! Yahudiler, benim Müslüman olduğumu öğrenirlerse benim hakkımda akla hayale gelmeyen iftiralarda bulunurlar! Müslüman olduğumu açıklamadan önce beni onlara sorunuz!” der.
Yahudi ileri gelenleri toplanınca, Hz. Peygamber onlara Abdullah bin Selâm’ı sorar. Onlar da onu öve öve bitiremezler ve “O bizim en yüksek âlimimiz ve en büyük âlimimizin de oğludur, o bizim en hayırlımızdır.” derler.
Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Eğer o Müslüman olursa ne dersiniz?” der. Onlar da Abdullah bin Selam’ın asla böyle bir şey yapmayacağını ileri sürerler…
Bu iddialar üzerine Abdullah bin Selâm saklandığı yerden çıkar, Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed’in de Allah’ın elçisi olduğunu vurgulayan ‘Kelime-i Şehadet’i söyler ve Yahudileri Allah’a ve Resulü Muhammed’e iman etmeye davet ederek; “Ey Yahudi topluluğu Allah’tan korkunuz! Size geleni kabul ediniz. Allah’a yemin ederim, siz de biliyorsunuz ki, Tevrat’ta ismi ve sıfatları yazılı olan Allah’ın Resûlü budur. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed (sav) O’nun kulu ve Resûlü’dür.” der…
Abdullah bin Selam’ın bu davetini ailesi ve akrabaları kabul ederler ancak birçok Yahudi bu güzel daveti kabul etmedikleri gibi, “O bizim en kötümüzdür ve en kötümüzün de oğludur!” diyerek ona iftiralarda bulunurlar…
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.