30-40 sene öncesinde Anamur tarlaları yer fıstığı ile yemyeşil olur ve fıstık çekme zamanlarında bütün Anamurluların yaşlısı genci alanda fıstık çeker olurdu. Fıstığın sökülmesi ve tarlaların boşa çıkması sonucu tarlaların her tarafında leylekler beyaz papatya çiçekleri gibi gezer olurlardı. Elektrik direklerinin tepesinde de yuva yaparlar, her sene de herhalde aynı leylekler yuvasına gelir yavrular ve yavruları uçurduktan sonra göçer giderlerdi. Artık Anamur’da leylekler görülmez oldu. Gelmiyorlar. Neden? Çünkü Anamur ve Bozyazı’nın bütün tarlalarını, bembeyaz leylek yerine bembeyaz ve hiç boşluk kalmadan muz seraları kapladı. Leyleklerin yayılacakları boş sulu arazi kalmadı.

Leyleğin ömrü lak lakla, ördeğin ömrü vak vakla geçermiş denir ya.. Muhalefetin ömrü de yaptırmam yaptırmam demekle geçiyordu. Neyi yaptırmak istemiyorlardı? Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü, Avrasya Tüneli’ni, Osman Gazi Köprüsü’nü, Şehir Hastaneleri’ni.. Yaptırmayız, yaptırmayız diye çırpınmanın faydası oldu mu? Tabi ki olmadı.

Bütün dayatma ve diretmelerine rağmen yapıldı. Aman Allah’ım, Mandalina mıdır, “Amerikan portakal” mıdır, birileri var. Her gün her programında bunlardan bahsediyor. Bu kez de, biz yapılmasın demedik, yapılma şekline itiraz ettik diyerek itiraz etmeye başladılar. Özellikle, salgın hastalığı döneminde Şehir Hastaneleri’nin gerekliliği/faydası ortaya çıkınca; yap işlet devret şeklinde değil de devlet kendisi yapsaydı demeye başladılar. Ve her gün parasal hesaplar yapıp verilen garantilerden söz ediyorlar. Efendim Şehir Hastaneleri için yılda şu kadar hasta garantisi verilmişmiş. İnsanlar hastalanmazsa ne olacakmış..

Tabi hastane için söylenen tutmamış gibi oldu. Virüs, bunun böyle olmadığını gösterdi. Salgın, lak lakların şeklini değiştirdi. Hazineden karşılığı olmayan garanti verilen paralar ödeniyormuş.. Bu paralar virüs salgınında işsiz kalanlara, fakire fukaraya ödenmeliymiş.. miş miş de miş.. Salgın iyi yönetildi/yönetiliyor. Ancak ekonomik boyutu, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’yi de oldukça zorlayacak. İşte tam da bu noktada muhalefetlik yapmak isteyenler, devletin tökezlemesini istiyorlar. Sanki, salgında devlet başarısız olsun istiyorlar..

Köprülerden ve diğerlerinden sokağa çıkma yasağından dolayı geçiş garantisi sayılar yakalanamıyormuş ve devlet açıktan bilmem şu kadar aylık para ödüyormuş. Eğer bunu devlet kendisi yapsaymış şu andaki ekonomik zorlukta bu paralar, işsiz kalanlara, iş yerini kapatanlara, fakire dağıtılırmış.. Bu tesislerin yapılmasına engel olamayınca, biz yapılmasına değil, yapılma şekline karşıyız diyerek, lak lak, vak vak türküsünü söyler oldular. 

Yap işlet devret modelini biraz inceledim. Tabi yeterli olmayabilirim ama anladığımı sizlerle paylaşayım.
Büyük altyapı projeleri için uygulanan bir model. Bu modelde, maliyeti milyarlarca dolar tutan köprü, otoyol, tünel gibi altyapı projeleri, kamu harcaması olmaksızın üstlenici firmalar tarafından karşılanıyor, değişik bankalar aracığı ile. Bunun karşılığında da belirli bir süre boyunca bu üstlenici firma tarafından işletilerek maliyet karşılanmış oluyor. Ancak devlet, üstlenici firmaya işletme süresi boyunca asgari olarak sağlayacakları kazanca dair güvence veriyor. Yani bu işletmelerden beklenenin altında araç geçiş sayısı olduğunda devlet, üstlenici firmaya aradaki farkı ödüyor.
Tabi ki, virüs karantinasından dolayı garanti verilen sayıların altında kalındı ve devlet üstlenici firmalara açıktan para ödüyor. Doğru, hazineden/devletin kasasından açıktan para ödeniyor..  Ama bu tesisi devlet yapsaydı tesisin maliyetine kısa sürede çok daha fazla ödeme yapacak, hazinedeki para eksilecek, bu günlere daha çok açık olacaktı diyemez miyiz?

Ev alıyorsun, peşin paran yok. 300 bin lira bankadan kredi çekiyorsun. On yıl taksitlendiriyorsun. Her ay belli bir taksit ödeyerek, on yılın sonunda ev 550-600 bin liraya mal oluyor. Yap işlet devret modelinde de halka hizmeti götürüyorsun (evde oturduğun gibi), gelirini üstlenici firma belirli bir süreliğine alıyor. Ama belirlenen sürenin sonunda devlete gelir getirmeye başlıyor. Tabi garanti verilen sayılara ve süreye itirazların olabilir. Kendin yap veya başka türlü yaptırmam gibi itirazlar; leyleklerin lak lakı oluyor.
Bütün mesel salgın yönetiminde. Diğer ülkelerle mukayese etmeye kalkıyorlar tutturamıyorlar.. Darbe imaları, saray rejimi söylemleri, 12 Eylül tek adam suçlamaları; 12 Eylül’de yine 5 kişi karar veriyormuş, “makus kaderden kaçış yok” gibi yazılarla, Menderes ve Erdoğan’ın resimlerini yan yana koyarak, merhum Menderes’in idamı göndermeli erken seçim gibi iddialar uçuruyorlar.
Milletin oyuyla seçilen Cumhurbaşkanlığı Sistemi 12 Eylül darbecileriyle karşılaştırıp, 5 kişilik darbe yönetimini daha “demokrat” bulunuyor. Bu arada da her gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’a” diktatör” derlerken, 5 kişilik cunta yönetimini daha demokrat bulmak.. Çok ayıp.. “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.” Rabbimden Koronasız, ekonomik yönden kötü olacağız beklentisinde olanları utandıracak güzel günlere ulaştırması dileklerimle.
Hoş kalın. Mayıs 2020, Anamur. İsmet Kadıoğlu.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.