Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni kurulduğu dönemde ismi öne çıkan Mehmet Nuri Demirağ, Türk havacılık tarihinin önemli isimlerindendir. Aynı zamanda ismini de Demir Yollarından alan Demirağ, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerindendir.

Nuri Demirağ, Türkiye’de uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştirmiştir. Demirağ, İstanbul Boğazı üzerine köprü yapılması, Keban’a baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. Aynı zamanda, İTÜ bünyesinde Uçak Mühendisliği bölümünün açılması için öncülük etmiştir.

Cumhuriyet’in ilanından sonra, Fransızlar üstlendikleri demiryolu yapımını 1926 yılında bırakınca, Demirağ, mühendis kardeşiyle birlikte demiryolları yapım işine başlar. Ve kısa zamanda gündeme gelen bir iş adamı olur. O dönemde hem Türkiye’de hem de dünyada ekonomik sıkıntı vardır. Devlete ait bazı yatırımlar; uçak ve benzeri ihtiyaçlar ancak halkın bağışlarıyla yapılabiliyordu. Bu amaçla 1932’de bir kampanya başlatılır. Ankara’nın zengin adamı Vehbi Koç’a gidilir. O, 5 bin lira verir. Naci Bey ise 120 bin lira verir. Nuri Bey’e gidildiğinde, “Benden bu millet için bir şey istiyorsanız en mükemmelini isteyiniz. Madem ki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” der. Ve 1936 yılında, Beşiktaş Nuri Demirağ Uçak Atölyesi’nin temelini atar. Deneme uçuşlarını yapabilmek için de, Yeşilköy’deki bir çiftliği satın alarak büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atölyesi yaptırır.
Bu uçuş alanı, günümüzde önce Yeşilköy Havalimanı, daha sonra ismi Atatürk Havalimanı olarak kullanılan alandır.

1936 yılında, bu uçak Atölyesi’nde, tek motorlu, Nu.D-36 adı verilen uçak üretilir. 1938’de de çift motorlu, 6 kişilik yolcu uçağı, Nu.D-38 ismi verilen uçak yapılır. Türk Hava Kurumu, 65 planör sipariş verir ve kısa sürede 65 planör teslim edilir. Yine sipariş edilen Nu.D-36 isimli 24 eğitim uçağı tamamlanır ve deneme uçuşları yapılır.

Yapılan uçaklar için pilotlara da ihtiyaç olduğu düşünülerek Nuri Demirağ, Gök Okulu’nu açar. Öğrencilerin tüm masraflarını kendi cebinden karşılar.. İsmet İnönü’nün oğulları Ömer İnönü ve Erdal İnönü de bu okula kaydolur ama kısa süre sonra okulu bırakırlar.

Türk Hava Kurumu’nun siparişi olan ve son olarak İstanbul’dan Eskişehir’e uçan uçakların teslimi için Eskişehir’de bir kez daha test uçuşu yapılması istenir. Bunun üzerine, Uçak Mühendisi Reşit Alan, uçağı ile iniş yaparken, çevredeki hayvanlar hava alanına girmesin diye pistte açılan hendeği görmez ve hendeğe düşer. 1938’deki bu kazada Reşit Alan hayatını kaybeder. Atatürk’ün ölümünden 4 ay önce olan bu kazadan sonra Demirağ’ın bütün işleri ters gitmeye başlar. Ya da engellemeler başlar…
 
Nuri bey, 1941 yılının Eylül ayında 12 uçakla bir filoyu, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçurarak halka kendi uçaklarımızla göklerimizi kendimizin koruyabileceğini göstermek ve onlara güven vermek ister..  Ancak, Eskişehir’deki kazadan sonra, Türk Hava Kurumu bütün siparişlerini iptal eder. Ne hikmetse, engelciler/yapamazsınız/yaptırmayız diyenler burada da iş başındadır. Nuri Demirağ, THK’nu mahkemeye verir ama, davayı kaybeder. İspanya, İran ve Irak’tan alınan siparişler engellenir; elde kalan uçaklar da hurdacıya satılır. Ayrıca uçakların yurtdışına satılmaması için bir de kanun çıkartılır. Böylece fabrika hiçbir şekilde sipariş alamaz. Ve Nuri Demirağ’ın 1936 yılında ilk kurduğu uçak fabrikası, İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanlığı döneminde çeşitli bahanelerle kapatılır. Sözle engelleyemeyince, en garantisi ve kesin engellenebilmesi kanun çıkarmak.. Ömür boyu engel.. Adamlar görevini iyi yaparlar..

Nuri Demirağ’ın THK’na açtığı davayı kaybettikten sonra, hükümet üyeleri ve Cumhurbaşkanı’na mektuplar yazarak yanlışlığın düzeltilmesi için yaptığı girişimler başarısız olur ve fabrika tekrar açılamaz.

Nuri Demirağ’ın fabrikasındaki yapılan ve hiçbir bozukluk göstermeden başarılı uçuşlarına devam eden uçakları, Türkiye’de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırır. Ama Türkiye’nin uçak üretmemesi için 1941-1944 yılları arasında ABD, 95 milyon dolarlık savaş malzemesi verir. CHP döneminin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Zeki Doğan, Nuri Demirağ’a hayret edilecek şu sözleri söyler: “Amerikan yardımında bedava uçak almak dururken uçak fabrikanıza sipariş verirsem yarın bu millet beni asar.” Bu da dış güçlerin içerdeki maşasıyla engellemesidir..

1944’te Nuri Demirağ’a ait uçak pisti, fabrika ve etüt merkezinin bulunduğu alan istimlak edilir. Büyük fedakarlıklarla elde edilen savunma sanayi imkan ve kabiliyetleri, yaşanan olumsuzlukların ardından kaybedilmeye başlar ve askeri fabrikalar ile sivil teşebbüsler, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün emriyle 15 Mart 1950’deki kanunla kapatılır. Doğru; kanun daimi engel. Garanti..! Kimse kanuna karşı gelmez. Kanunun kestiği parmak acımaz. Vayyy Türkiye’m…
CHP döneminde büyük sıkıntılar yaşayan Nuri Demirağ, yaşadığı haksızlıkları duyurabilmek için 1945 yılında, Milli Kalkınma Partisi isminde bir parti de kurar. Açık oy, gizli tasnif şeklinde yapılan 1946 seçimlerine girer ama başarısız olur. Daha sonra 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den Sivas milletvekili seçilir.
13 Kasım 1957’de İstanbul’da 71 yaşında ölür.
Hoş kalın. Haziran 2020, Anamur. İsmet Kadıoğlu.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.