Killigil’in Sütlüce’deki fabrikasını kurması da birçok engellemeler sebebiyle kolay olmaz.. 1933 yılında Zeytinburnu’nda; soba, döküm, seramik, matara yapmak üzere tesis kurar ve böylece bu iş dünyasında ben de varım der. Çok az bir sürede de silah ve mühimmat yapmaya başlar.

Bu fabrikadaki ilk işi; 1934 yılında Atatürk’ün imzaladığı kararnameyle, Yavuz Gemisi topları için gerekli olan kanat emniyetli toplar yapmasıdır. Daha sonra 1936’da dağ topları için 24 bin tane tapa ve 1938’te de Heinkel uçaklarının bomba yapımı işini de alır ve yapar.
İkinci bir fabrikayı da Sütlüce’de açar. Killigil’in açtığı bu fabrikalar, Türkiye’nin ilk özel savunma sanayi fabrikalarıdır/şirketleridir. 2. Dünya Savaşı sebebiyle talep patlaması olur; uçak bombası, havan, tabanca ve mermisi gibi her şey yapılır. En büyük hayali silah imal etmek olan Killigil, böylece hayalini bu fabrikalarda gerçekleştirir.

Nuri Killigil, üretime geçince dış pazarlara açılır. Killigil’in dış pazarlara açılması küresel rakiplerini rahatsız eder. Görgü ve bilgi sahiplerinin söylediklerine göre, silah fabrikasındaki yangının/patlamanın sabotaj olduğu tahmin ediliyor. Nitekim, 2 bin mermiyi Suriye hükümetinin siparişi üzerine üretimi yapılmış, her an sevki emri beklenir. Ayrıca Pakistan’dan da sipariş alınmıştır, bu da biliniyor.

Osmanlı döneminde bir takım yerli üretim yapılır. Ve yerli üretim ürünlerinin Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında önemli etkisi olduğunu görüyoruz. Ancak, Osmanlı silah konusunda dışa bağımlıydı. Silah sanayi konusuna ilgisi olan Nuri Killigil, Almanya’da silah fabrikalarını ziyaret edip yerli sanayinin kurulmasını istediği için, Sütlüce’de bir fabrikayı devralıp üretime başlamıştır. Tabanca beratı ve kendi adı verilen tabanca icat eder.

Nuri Killigil’in, İsrail Devleti’nin kurulmasına karşı tavır geliştirdiğini ve Filistin  meselesine sahip çıktığını aktaran Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, sabotaj iddialarıyla ilgili şunları diyor:
“Arap ülkelerinde manda yönetimi var. Türkiye, NATO’ya girmek istediği için silah satma konusunda iş birliğine sıcak değil. Fabrika havaya uçtuğu için gelen sevkiyat ticaret anlaşmalarını kesin olarak bilemiyoruz. Fransız ve İngilizlere karşı mücadeleler içine girmiş olan Filistin ve Suriye’deki Müslüman unsurların Türkiye’deki silah fabrikası ve tanıdık bir isimle irtibata geçmeleri akla yakın geliyor.” Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Osmanlı Devleti’nin 2. Abdülhamit döneminden itibaren Alman silah sistemine geçtiğini ve bu silahların Yunan savaşında başarılı neticeler verdiği sözünü de doğrulayan “Nuri Killigil’in yakın çevresi Alman hayranıydı” sözü de doğru oluyor. Nitekim; savaş döneminde Hitlerle bile görüşen emekli general Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet, fabrikada sorumlu müdürdür.

Nuri Killigil hakkında yazdığı bir esrinde, yazar Atilla Oral da, Milli Mücadele yıllarında, bugün Erzurum Firdevsoğlu Kışlası’nda yer alan askeri fabrikanın kurucusunun Nuri Killigil olduğunu belirterek “Ermenistan ve Ruslardan elde edilen silah, cephane ve makine parçalarıyla bir atölye kurmuştur. Bu bilgiler ağabeyi Enver paşa ile yazışmaları, bazı belge ve anılarında geçer” diyor.

1948 yılında İsrail’in kuruluşu ve sonrasında; Nuri Killigil’in Filistinlilere ve bölgedeki diğer Arap ülkelerine silah sattığını belirten yazar Oral, “Nuri Paşa, İsrail’in kuruluşuna karşıydı ve ‘devlet üstünde devlet olmaz’ diyordu. Bu dönemde, Araplara silah konusunda yardımda bulunuyor. Vefat ettiği dönemde Mısır’da iki fabrika kuruluş aşamasındaydı, Suriye’de ise kurulmuştu. Aynı dönemde bir başka Türk firması Şakir Zümre’nin de fabrikaları vardı. Nuri paşa’yı da bu yardımları sebebiyle öldürdüklerini düşünüyorum. Bu amaçla yok ettiklerini de, ölümünün hemen ardından Londra’da bir araya gelen Araplar da söylemişti” ifadelerini kullandığını görüyoruz.

Arap devletlerinin İsrail Devleti’ne savaş açması, 14 Ağustos 1947’de Pakistan’ın Hindistan’dan ayrılması silah siparişleri verilmesine sebep olur. Ortadoğu’da gerginlik devam ediyor ve ülkeler silahlanıyordu. Nuri Killigil, Pakistan’ın ve Ortadoğu’nun siparişleri için silah üretimine devam eder. Hatta fabrikadaki patlamada, depoda Suriye için yapılmış olan 2 bin havan mermisi bulunuyordu.

VE FABRİKADA YANGIN/PATLAMA
Nuri Killigil, 1946 tarihinde Mısırlı Kavalalı Ailesine mensup Prenses İffet ile M. Aliye Bey’in kızı olan Misli melek Hanım’la evlenir.
Melek Hanım 2 Mart 1949’da ve saat 11.00 uçağı ile Mısır/Kahire’ye ailesini görmeye gitmek üzere, Nuri Killigil eşini hava alanına götürür. Gecikmeli olarak uçak 15.00’da kalkar ve Nuri Killigil Sütlüce’deki silah ve cephane fabrikasına döner. Tam döndüğü sırada fabrikanın kapsülhanesinde yangın çıkar/çıkarılır. Kendisi ve muhasebecisi, 2 bin kapsülün bulunduğu depolara koşar. Nuri Killigil, işçilere ambarı boşaltın diye bağırmasına rağmen, işçilerin bazıları ellerinde mermi sandıklarıyla fabrikayı terk ettikleri görülür. Bu arada itfaiye gelir ama peş peşe patlamalar olur.
Bu yangın ve patlamalarla cesetlerin kime ait olduğu bile tespit edilemeden; 9 memur, 7 usta, 6 görevli, 105 işçi ve Nuri Killigil vefat eder. 16 gün sonra Nuri Killigil’in cenazesi, ama sadece gövdesi bulunur. Bazı iddiaya göre hükümet, İsrail Devleti siyaseti gereği Nuri killigil’in cenaze törenine tavır alır ve katılmaz. Nitekim bu olaydan 4 gün sonra, Türkiye, İsrail’i ilk tanıyan Müslüman ülke olma unvanına sahip olur!

Bu yangın olayı ihmal mi? Sabotaj mı?
TBMM kapalı oturumunda, Başbakan Şemsettin Günaltay milletvekillerini Nuri Killigil silah ve cephane fabrikasının yangını ile bilgilendirir. Ama bu tutanaklar üzerinde gizlilik kararı olduğu için kimse olayın aslını öğrenemez. Ve bu olaylar sonrasında; “o gün çalışan Yahudi işçiler fabrikaya gelmedi” söylentileri/spekülasyonları yapılır.
Nuri Killigil’in de ölümüne sebep olan fabrikadaki patlamayla ilgili kapsamlı itfaiye ve adli tıp raporlarının kayıp olduğunu yazılanlardan anlıyoruz. Ayrıca bu konuda, TBMM’de yapılan gizli oturum üzerinden 70 yıl geçmesine rağmen oturum tutanaklarının hala ne olduğu bilinmemektedir. Ve açıklanmadığı görülüyor.
Hoş kalın. Haziran 2020, Anamur. İsmet Kadıoğlu.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.