RAMAZAN AYI, KUR’AN AYI, KUR’AN’IN MESAJI VE BAYRAMI HAKKETMEK
HİKMET SOFU
Aziz Dostlarım,
İdrak etmeye çalıştığımız Ramazan ayı mübarek bir ay. Kıymetli bir ay. Diğer aylardan üstün bir ay! Okuduğumuz Kur’anlar, tutuğumuz Oruçlar, yaptığımız ibadetler, işlediğimiz hayırlar inşallah Allah indinde makbul olur. İnşallah orucu sadece midemizle değil, dilimizle, gözümüzle, aklımızla, kalbimizle de tutmayı başarırız. İnşallah, onu Allah bizden kabul buyurur.
 
CANLARA CAN KATAN, İNSANI İNSAN YAPAN, BARIŞ KURUCU KİTAP KUR’AN!..
Bu ayı anlamlı kılan, değerli kılan; bu ayı diğer aylardan üstün kılan Kur’an’dır. Allah, Kur’an-ı Kerim’in mesajını; en başta bizlerin, en başta bütün Müslümanların ve de insanların anlamasını, kavramasını ve yaşamasını nasip eylesin… Hz. Peygamber’e inen ilk Kur’an ayeti ‘Oku’dur. İslam Peygamberi her Ramazan ayında Cebrail ile karşılıklı Kur’ân okurlardı.
O Kur’an-ı Kerim ki, O’nu Yüce Mevla insanlara bir mutluluk kılavuzu, bir doğru yol gösterici, bir hak-hukuk-adalet rehberi, hak ile batılı bir birinden ayırt edici, bir barış kurucu olarak göndermiştir.
Peygamber, “Allah'ın evlerinde O'nun kitabını okuyan ve müzakere eden cemaati rahmet kaplar, onları melekler kuşatır ve Allah Teâlâ o mecliste yer alanları kendi nezdinde bulunanlara bildirir" buyurarak bizim Kur’an’ı okumamızı, müzakere etmemizi, üzerinde çalışmamızı, düşünmemizi istiyor.
Ramazan ayında oruçla nefislerimiz terbiye edilir, günahlardan uzaklaşılır ve temizlenirken bir taraftan da kalbimiz, aklımız Kur’an’la aydınlanır. Kur’an’ın mesajı damarlarımızda, vücudumuzda, kalbimizde, aklımızda yer etmeye, yaşanmaya başlanır. İnsan melekleşir…
Eğer okuduğumuz Kur’an bizi değiştirmiyorsa, iyiye, hayra, güzele yönlendirmiyorsa, okuduğumuz Kur’an gırtlaklarımızdan aşağı geçmiyor demektir ki yazık bize…
 
İNSANI ANCAK KUR’AN’IN MESAJI KURTARACAK
Ülkemizi ve bölgemizi adaletsizliğin, terörün, anarşinin, etnik milliyetçilik ateşinin sardığı bugün bu ‘barış’ mesajına o kadar muhtacız ki!..
Dünya insanlığı, alkol, uyuşturucu, seks, ahlaksızlık, esaret, modern kölelik batağında boğulurken bu ‘cankurtaran’a o kadar muhtaç ki!..
Bütün insanlık, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, insan hak ve hürriyetsizliklerinin dibe vurduğu günümüzde, bu mesaja o kadar susamış ki!..
İşte bugün bir insan olarak görevimiz şudur! Her zaman olduğu gibi bu mübarek Ramazan ayında da duamız, çabamız, gayretimiz; insanlıktan uzaklaşan, canavarlaşan veya köleleşen insanlara insan olduğunu hatırlatmak, onları yeniden diriltmek ve insan gibi yaşayacakları bir hürriyet, adalet, huzur, mutluluk ve barış ortamını sağlamaktır!.. Vazifemiz insanların ve milletin mutluluğu için çalışmaktır. Fitne, fesat, anarşi ve terörün kökünün kazındığı herkesin huzur, mutluluk ve barış içinde yaşadığı bir Türkiye ve dünya!.. Devleti bu görevi misyonu olarak gören devlet haline getirmek için yorulmak, ülkemizi tarihi kutsal misyonuna layık ‘Muhteşem Türkiye’ yapmak için yarışmaktır…
 
MADEM AYLARDAN RAMAZAN, NE DURUMDAYIZ O ZAMAN?
Buraya kadar gelmişken bir adım daha atmaya, doğru dürüst adam gibi adil bir muhasebe yapmaya var mıyız? Varsak işte konu başlıklarımız:
*Bu mübarek ayda bölgemizi terör ve etnik milliyetçilik ateşi yakıyor. 6 ayda Şam’da Cuma namazı kılmak hayalimizin üzerinden tam 5 sene geçti. Suriye’nin kuzeyinde ABD-AB-Rus dostlarımız(!?) yardımıyla bir pyd-pkk kukla devletçiği oluşuyor. AKP iktidarı çaresiz!..
Türkiye, Suriye iç savaşını durduramıyor. İnsanların, Suriye’de kendi memleketlerinde barış içinde yaşamalarını sağlayamıyor… ABD, AB ve Rusya’ya, “Suriyeliler kendi sorunlarını kendileri çözsün, biz sadece yardımcı olalım” demek gibi, onları ikna etmek gibi bir çalışmamız yok. İktidar yangının üzerine körükle gidecek kadar akılsız ve çaresiz!..
*3 milyon Suriyeli Türkiye’yi mesken tutmuş. Türkiye, Suriyelilerin AB’ye geçişini 3 milar + 3 milyar euro at pazarlığına bağlamış elini sıkı tutuyor. Zavallı Merkel intikamını Ermeni tasarısı ile alıyor. İncirlik üssünde Alman gücü ve Alman Tornado uçakları işgal mevzilerini sağlamlaştırıyor…
*Ekonomik iflas bayrağını çeken Yunanistan AKP iktidarı döneminde 16 tane adamıza el koyup Yunan bayrağı dikti, indirmeye niyetimiz yok. Oldu olacak bir hayrımız dokunsun çöküşteki komşumuza…
*İsrail’e ‘one munite’ çekmenin; Rusya’nın uçağını düşürmenin keyfi içinde ilişkilerimiz bir ileri bir geri, yaz boz tahtası, bir türlü düzeltilemiyor…
*Bir ton insanla Muhammed Ali’nin cenazesine gidiliyor; konuşma yapamadan, Kur’an okutamadan, tabutuna Kabe örtüsünden bir parça dahi koyduramadan başı eğik geri dönülüyor…
*Komşu devletlerle ilişkilerimiz ‘değerli yalnızlık’ adına giderek itibarsızlaşıyor. Arap sokaklarında 2000’li yıllardaki Erdoğan sevgisinin yerinde yeller esiyor…
*Terör gemi azıya almış. Milli Birlik ve Kardeşlik projesi’nin içini dolduramayan iktidarımızın acziyeti karşısında, pkk ‘çözüm süreci’ni ‘silah depolama süreci’ne çevirivermiş!.. Şehirlerimizi hendeklerle, bombalarla, tuzaklarla, tünellerle doldurulmuş. Yetkililer iktidarın talimatıyla, ‘görmedik, duymadık, bilmedik’ pozisyonunda tam siper. Suç işliyorlarsa yasa arkadan çıkarılır. ‘Kır kapıyı gir içeri’ misali…
SONUÇ: İktidar topla tankla bazı şehirlerimize 90 günde bazılarına 105 günde girebildi… Hem de ne girme!.. Hani iktidar partisi, ‘Sivas’ın doğusuna AKP’den başka parti giremiyor’ diye övünüyordu!.. Aman Allah’ım ne girmeymiş ne girme… Binlerce polisle haydi seçim mitingine!..
*Daha 10 gün önce 6 Haziran’da İstanbul’un merkezinde, Beyazıt’ta terör, 7’si polis 11 insanımızı katletti. Gün geçmiyor ki sınır boylarımızda hürriyetimizin sembolü ay-yıldızlı bayrak nöbetindeki kahramanlarımızdan şehadet haberi gelmesin. Gün yok ki şehirlerde güvenlik görevlilerimiz kahpe kurşunlara hedef olmasın. Gün yok ki bölücü terör örgütü yol kesip araçları ateşe vermesin. Sivil vatandaşlarımızı katletmesin!..
*İktidarımız terör karşısında çaresiz!.. ‘Terörü üst aklın oyunu’ olarak görüyor ve ‘kıyamete kadar süreceği’ savunmasında. İyi de tedbir nerde? ‘Üst akıl’ iktidarın neyi oluyor? Terörü tek başına AKP mi yenecek? Teröre karşı bütün partileri ayağa kaldırmak gerekmez mi? Topyekün milleti harekete geçirmek şart değil mi? İktidar, STK’larına, partilere karşı kutuplaştırıcı tavırlarla mı terörle savaşacak? Cenaze törenlerine, camilere kadar taşınan tetikçilik kimin işine yarar? İktidarın herkesimi kucaklayıcı olması gerekmez mi? Yoksa ötekileştirmek prim mi yapıyor…
İktidarın bu fevri tavrı karşısında bize de, şehitlerimizi rahmetle anmak ve dua etmek düşüyor…
*Bir başka fecaat de trafik terörü ve çarpık çılgın yapılaşma… Dini imanı para olan çılgın müteahhitlerin mimar ve inşaatçıların elinde İstanbul, İstanbul kimliğini kaybediyor, alâlade bir şehre dönüşüyor. Zeytinburnu’ndaki mahkeme kararlarına rağmen bir türlü tıraşlanamayan 16-9 gökdelenleri, şanlı tarihimizin muhteşem mirası Sultanahmet ve Beyazıt için kirli sakal, aldıran yok!.. Bir afet anında halkın sığınacağı toplanma alanları beton kulelere teslim oldu. Ucube gökdelenlerle müteahhitler İstanbul’u paraya çevirip yiyip içiyor. İktidar İstanbul’u 2030 yılında 30 milyonluk bir şehir olarak planlıyor güya! Buna ne yapılan yeni yollar, ne 3. köprüler, ne tüp geçitler yeter! Yetmez!..
*İstanbul’un sorunları altında ezilen bir iktidar var! Türkiye’nin meselelerini kangrenleştiren bir iktidar var! Bölgemizin problemlerini çözemeyen bir iktidar var!.. Eli ayağı tutuşmuş ama, aşağı inmekten de öcü gibi korkan bir iktidar. 7 Haziran seçimlerinde seçmen ‘in aşağı’ dedi, ama o yine başımızda ve uydu muhalefete de gece gündüz dua edip duruyor…
*Yolsuzluk, rüşvet, adaletsizlik, adam kayırma, Zerrab dedikoduları arşı titretiyor velakin iktidar dimdik ayakta…
*ÖNEMLİ NOT: AKP’li dostlarımız işin kolayını bulmuşlar: Ne kadar kötüye gidiş varsa tüm bunların sebebi geçmiş iktidarların özellikle de İsmet Paşa’nın verdiği imzalar. AKP’nin hiçbir suçu yok!..
 
SU ALAN GEMİ HEPİMİZİ İLGİLENDİRİYOR!..
Bütün bu olumsuz gelişmelerde fert olarak bizim sorumluluğumuz ne? Mesela ‘Aylan bebek’ karaya vurdu. Aylan bebekten Esed kadar biz de sorumlu muyuz, değil mi? Denizde boğulan aylan bebek ayağımıza diken gibi batıyor mu? Kendimizi sorumlu sayıyorsak haydi işbaşına…
Ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın sorunları bizi de etkiliyor. Gemi su alıyorsa hepimizi ilgilendiriyor. Sorunlarımızın çözümü için yapacağımız bir şey var: Millet Partisi’ni iktidar yapmak.
Hem bu dünyada, hem ahirette bayramı hakketmenin yolu, Hakkın tarafında taraf olmaktan geçer… Yanlış yapanları düzeltmeye çalışalım, düzelmemekte ısrar edenlere yapacak bir şey yok. Biz Kur'an'ın davetine icabet edelim. 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!'  
Hepinizin Ramazan ayını, yaklaşan Kadir gecenizi ve Ramazan bayramınızı şimdiden tebrik ederiz… Allah’a emanet olunuz… (15.6.2016)
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.