İSMAİL ÇEŞMECİ
         
Önceki bir yazımda; sanat nedir, resim nedir ve Türklerde resim konularını yazmıştım. Bu bölümde de, İsmail Çeşmeci ve sergilerinden bahsedeceğim. 
          Ressam Çeşmeci, 1955 yılında Manisa’nın Demirci ilçesinde doğdu. Orta öğrenimini Demirci’de tamamladı. Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdi. Uzun yıllar müfettişlik yaptı. Halen Botaş’ta Finansman ve Muhasebe Daire başkanı olarak görev yapmaktadır.
          Yağlı boya resim tekniğini Lise yıllarında resim öğretmeni Ali Eroğlu’ndan öğrendi. İlk resim sergisini 9 Şubat 2001’de açtı. Balkar Karatay Cumhuriyeti vatandaşı ressam Hızır Teppeev ile tanıştı ve ondan özel dersler aldı.
          Çeşmeci, değişik yıllarda 8 kez resim sergisi açtı. Uluslararası 5. 7. ve 8. Türk Dünyası Karma Resim Sergilerine, 19 Kasım 2014’te de Paris’te yapılan Turkuaz adlı resim sergisine katıldı.
          Daha çok yağlı boya resmi yapan Çeşmeci, resimlerinin çoğunda; Anadolu yaşantısını, sokaklarını ve kaybolmaya yüz tutmuş zanaatları ve zanaatkarlarımızı konu edinmiştir.
          GEÇMİŞ ZAMAN OLA Kİ…
          “Memleketim, Manisa’nın Demirci ilçesi. Üniversite tahsilime kadar Demirci’de yaşadım. O güzelim taş duvarlı ahşap evlerin arasındaki sokaklarda koştururdum. Çocukluğumda; başta demircilik olmak üzere, bakırcılık, nalbant, kalaycı, semerci… gibi kaybolan zanaatları görüp tanıma şansı yakaladım. Bazı günler arkadaşlarımla demirciler çarşısına gider, aksakallarına rağmen çekiç ve balyoz sallayan, demir döven ustaların kollarındaki gücü seyreder, kimin daha güçlü olduğunu tartışırdık. Yaz tatillerinde semerci ya da demirci ustalarının yanlarında çıraklık yapardık. Ustaların ve kalfaların kullandıkları aletlerinden çıkan ritmik sesler hala kulaklarımda çınlar. Demirci’nin, Safranbolu, Kula, Beypazarı ve Birgi evlerini aratmayan evleri, deprem ve yangınlarla, el zanaatları da gelişen sanayi ile yok oldu. İçinde kocaman yürekleri barındırmış küçücük bağ köşkleri, harman yerinde düven süren insanlar, düvene binen çocuklar, halı dokuyan annelerimiz ve genç kızlar da yok artık. Çocukluğumdan kalan bu güzellikleri, resimlerime taşıyarak sizinle paylaşmak istedim.” diyor İsmail Çeşmeci.
          İsmail Çeşmeci, 21 Mayıs 2015’de İzmir
Konak İş Sanat Galerisinde 8. kişisel resim sergisini açtı. Sağ olsun davetiyesini de aldım. Ancak 16 Mayıs’ta Demirci’deki eski mezun öğrencilerle toplantımız sonrasının hemen arkasındaki günde yurt dışından, misafirim geleceğinden, sergisinin açılışına katılamadım. İsmail’in bu sergi sonrası kendi kaleminden ne dediklerine bir bakalım.
         
Bir Serginin Ardından: Bizler Demirci Lisesinin ilk mezunlarıyız( 1973). Öğretmenler denilince ilk aklımıza gelenler; Ali Eroğlu, İsmet Kadıoğlu, Müdürümüz Aydın Gürkale (merhum), Prf. Dr. Cemal Sofuoğlu(merhum), İzzet Yolasığmaz(merhum), Turgut Kaçar, Mehmet Ceyhan’ı sayabiliriz. İz bırakan hocalarımızdan,  Fizik ve Cebir dersini hakkıyla öğreten İsmet Kadıoğlu hocamızın katkıları yanında Ali Eroğlu öğretmenimizin yağlıboya resim tekniğini bize öğretmesi de benim için çok önemli. Geçen 21 Mayıs 2015 de İzmir de Konak İş Sanat Galerisinde 8. kişisel resim sergimi açtım. Sergi 12 Hazirana kadar açık kaldı. Sergi açılışına muhterem öğretmenlerim Ali Eroğlu ile Mehmet Ceyhan teşrif ettiler. Açılışta İzmir de yaşayan Demircili hemşerilerim Demirci Derneği adına katılım sağladılar, ayrıca üniversite arkadaşlarımda beni yalnız bırakmadılar. Üniversite yıllarında yanında çalıştığım patronum Bilginoğlu yağlarının sahibi Erden Bilginoğlu da açılışta bizi onurlandırdılar. Tüm dostlarımın gönderdikleri güzel çiçekler için de ayrıca teşekkür ederim. Sergi beklediğimden fazla çok ilgi gördü. Çok şükür. Daha önce 5. 7. ve 8. Türk Dünyası Karma resim sergilerine katıldım.
          Lise yıllarımda resim öğretmenimiz yoktu, bu boşluğu tarih öğretmenimiz Ali Eroğlu doldurdu sağ olsun, o zaman bugünkü gibi hazır tuvaller, yağlıboyalar yoktu. Öğretmenimiz bize şeker çuvalından, üstübeç ve bezir yağı kullanarak tuval, toprak boya, bezir yağı ve vernik kullanarak yağlı boya yapmayı öğretti. Yokluk vardı ama kendi kendine yetebilmeği öğrenmekte vardı. O zaman hocamız, okula büyük bir; Türk Bayrağının doğuşu tablosu yapmıştı ve bu tablo okulun 2. katına çıkış merdiven sahanlığına asılmıştı. Bilmem şimdilerde duruyor mu? Ben o dönem okulda iki yağlıboya tablo yaptım. Okul dışında sosyal derneklere, Ulubatlı Hasan, Türk Bayrağının Doğuşu, Mehmet Akif portresi gibi resimler yapıp hediye etmiştim. Onlar kimlerde kaldı bilemiyorum.
          İzmir’deki sergiyi Demirci’ye taşımak isterdim ama maalesef iki yüksekokulu olan ilçede sergi açabilecek bir salon olmadığı için gerçekleşemedi. Belediyenin itfaiye meydanındaki yeni binasında salonlar olduğunu söylüyorlar ama biliyoruz ki: O salonların sergiye uygun ışıklandırılması ve askı düzenine de kavuşturulması gerek. Çok para değil, buna Belediye Başkanımız Selami Selçuk ilgi duyarsa hemen oluverir. Serginin ardından birçok Demircili hemşerimden resme başlama isteği, boya, fırça ve diğer malzemeler konusunda bilgime başvurdukları telefonlar aldım. Demek ki sergi salonu düzenlense ve sergiler açılsa sanata dair ilgi daha da artacak. İlçemizin en büyük ihtiyaçlarından biri de bu olsa gerek. Sevgi selamlarımla..”
          BELEDİYE
          Belediye sözlük anlamı olarak; il, ilçe ve beldelerde, temizlik, aydınlatma, su ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan teşkilat demektir.
          Belediye, şehrin temizliğine, şehrin mimari yapısına, güzelliğine, her türlü sosyal etkinliklerin yapılabilmesi için alt yapısının oluşmasına, sanata, kültürel faaliyetlerin yapılmasına öncülük yapıp, şehrin gelişimini sağlamalı, sıkıntıları giderebilmeli, her türlü projeyi gerçekleştirecek elemana ve donanıma sahip olmalı.
          Belediye Başkanı da bunların yapılabilmesi için, aktif, dinamik, heyecanlı olmalı. Yönetim bilgisine sahip olmalı yani bilgili ve deneyimli kişi olmalıdır. Konfüçyüs’ün dediği gibi, bilgi insana, iyi ahlaklı olmayı, adil olmayı ve insanları tanımayı öğretir. İnsanları iyi tanıyan bilgili bir yönetici bilgili kimselere görev verir. Bilgisizleri yanına yaklaştırmaz ve onları kötülüklerden korumuş olur.
          Belediye ve başkanı, her türlü vatandaşın ihtiyacını karşılamalı ve aracılık etmeli.         
          Belediye başkanı o şehrin yöneticisidir. Yöneticilik ise, “biraz sanat biraz bilimdir” deniyor. “İnsanları sizsiz olabileceklerinden daha verimli yapma sanatıdır. Bilim, bunu nasıl yaptığınızdadır. Dört ana unsur vardır. Planlama, organizasyon, yönetim ve gözlemleme.” deniyor. 
          Son iki yazımda Demirci’nin değerlerini, yetiştirdiklerini, yine Demircililere tanıtmak için yazıyorum. Demirci’nin çocuğu, ressam İsmail Çeşmeci, son resim sergisini İzmir’de açmış. Ama kendisi ne diyor; “İzmir’deki sergiyi Demirci’ye taşımak isterdim ama maalesef iki yüksekokulu olan ilçede sergi açabilecek bir salon olmadığı için gerçekleşemedi”. İtfaiye meydanındaki salonlarında sergi açmaya uygun hale getirilmesi gerektiğini söylüyor. Ve bu konuya Başkan Selami Selçuk ilgi duyarsa hemen oluverir diyor. Demek ki sergi salonu olsa resim sergisi ve daha başka sergiler de açılsa sanata dair ilgi daha da artar. İlçenin en büyük ihtiyaçlarından birisinin de bu olduğu görülüyor. Söylemesi bizden, yapması Başkandan.
          Hoş kalın. İsmet Kadıoğlu. Aralık 2015 Antalya.
                   

 

 

 

 

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.