Ülkemiz seçim sürecine girerken siyasi partiler de seçim beyannamelerini açıkladılar. Hemen hemen bütün siyasi partilerin ortak vaadi ekonomi ve eşit gelir dağılımı üzerinedir. Elbette ki “geçim kaygısı” seçmen kararını etkileyen en önemli olgudur.

            Siyasi partilerin ve vatandaşların ortak hedefi ve amacı; hem toprak olsun hem de gelir dağılımı olsun, parçalanmadan büyümek ve kazanmaktır. Çünkü bölünen her parça sizin gelir payınızdan alınmaktadır. Bu sebeple ülkenin bölünmez bütünlüğü her şeyden daha öncelikli olmalıdır.

            Osmanlı devletinin yıkılmaya gidişinde yaşanan olumlu/olumsuz gelişmeler bu gerçeği anlamamız için idealdir. Tarih isteyen herkes için derslerle doludur. Bakınız;

            1830-1914 arasında Osmanlı topraklarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Mesela 8.343 kilometrelik demiryolu inşa edilmiştir. Berlin-Bağdat demiryolu bir ticaret yolu olmuştur.

            1814 lerde Kağıt, 1914’lerde Kundura ve daha sonra İpek, Pamuk, Dokuma fabrikaları kurulmuştur. 1900’lü yıllarda askeri üretim fabrikaları artarak yayılmıştır. 1911 yılında Milli sanayi planlaması yapılmıştır.

Ancak

            Osmanlı devletinde var olan sistemin değişmesini isteyen ittihat ve Terakki yanlıları, toplumda var olan etnik çatışma sıkıntılarının getirdiği huzursuzluğu çözmek amacıyla II. Meşrutiyeti ilan etmişlerdir. İttihatçılar yeni bir anayasa olarak gördükleri Meşrutiyetin ilanıyla ayrılıkçı örgütlerin/toplumların Osmanlıya sadakatlerinin sağlanacağı ve devletin bütünlüğünün korunabileceğini hayal etmişlerdir.

            Yeni bir anayasa “açılımı” yapan İttihatçıların iktidarı ele geçirmek için ortak hareket ettiği Ermeni çeteler çok geçmeden Doğuda faaliyetlerini hızlandırmışlardır. Bu işbirliğinin sonucu bugün dahi canımızı sıkan ve büyüyerek bir sorun haline gelmekte olan Tehcir ile sonlanmıştır.

            1909 yılında Balkanlardaki son Müslüman kalemiz Arnavutlar bölgelerinde Arnavutçanın resmi dil olmasını Latincenin de kabul edilmesini talep etmiş, bu talep 1912 de bağımsızlıkla sonuçlanmıştır.

            1910 yılında Osmanlı devleti Kiliselerin kuruldukları bölgelerdeki Hıristiyanlarca yönetilmesi kanununu kabul etmiş kiliseleri devlet denetiminden çıkarmıştır.

            1914 yılında Araplara kendi dillerinde eğitim ve devlet dairelerinde mahalli lisanlarını kullanma haklarını vermiş ayrıca yine 1914 yılında düzenlenen kanun ile vilayetlere kısmi özerklik verilmiştir.

***

Anlayacağınız Osmanlı bölünmeye doğru hızla giderken çağının teknolojisine sahip veya yakın demiryolu, fabrika, hastane, ulaşım, elektrik gibi temel ürünlere sahiptir. Hatta demokrasisi çoğu Avrupa ülkesinden daha ileri olmuştur, gayrimüslimler mecliste ve hükümette önemli yerlere gelebilmiştir. Donanma ve Orduda modernleştirme yapılmıştır. Ancak Osmanlı yöneticilerinin basiretsizliği veya farklı etnik unsurlara verilen geniş haklar ve bu yolda aldıkları kararlar devleti hızla yıkılışa götürmüştür.

Günümüzde devletin bütünlüğü ve milletin birliğinden endişe eden siyaset adamları veya kişi ve kuruluşlara duble yolları veya tünelleri göstererek eleştirenlere bir Tarihçi olarak kendi tarihimizin tozlu sayfalarından örnekler vermek istedim.

Bugün Belçika’nın Valonları, İspanya’nın Katalanları, İngiltere’nin Galler ve İskoçları hatta İtalya’nın Kuzeyi bizden daha güzel duble yollara, tünellere, fabrikalara ve özerk yapıya sahip olmalarına rağmen ayrılık peşindedirler. Bir devleti üniter yapan güç sadece ekonomi değildir.

Vatan toprağı elden gittikten sonra veya “Lazı, Çerkezi, Kürdü Romanı, Alevisi Sünnisi” diye diye hukuki vatandaş tanımı olan “Türk” yerine etnik ve mezhebi kimlikleri ayrıştırıcı bir unsur olarak yasalaştırdıktan sonra her yer duble yol, tünel veya hava alanı olsa ne olur ki?


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.