Türkiye, çok partili siyasi hayata geçişinden bu yana yaşadığı koalisyon tecrübeleri toplumsal bellekte kekremsi bir tat bırakmıştır. Her ne kadar siyasi partiler seçimlere kendi aralarında koalisyon yaparak girebilme becerisini göstermişler ise de yapısal olarak başka bir partiyle iktidarı ortak kullanma yeteneği maalesef henüz gelişmemiştir.

Seçim hüllesi birçok seçimde küçük siyasi partilerin baraj sorununu aşmalarında önemli yarar sağlamış ancak bu partiler hülleden hemen sonra kendi yollarına dönmüşlerdir.

            Yaklaşık 107 yıllık siyasi parti ile meclise girme ve 65 yıllık çok partili hayat tecrübemize rağmen uzlaşı kültürünün oluşmaması bizim siyasi geleneğimiz açısından eksi puandır.

            Avrupa bu konuda bir hayli yol kat etmiş birbirinden siyasi algı anlamında birbirinden farklı birçok siyasi parti uyumlu koalisyon hükümetleri kurabilmiştir. Hatta bu koalisyon hükümetleri İskandinav ülkelerindeki gibi iki partili değil 3 hatta 4 partilidir. Bulgaristan gibi Balkan ülkelerinde ve Fransa’da 4 partili koalisyon hükümetleri vardır. En önemli bir diğer örnek Almanya’dır ki bu ülke uzunca bir süredir AB’nin temelini oluşturan güçlü ekonomik politikasını 3’lü koalisyon hükümetiyle yürütmektedir. Koalisyon hükümeti Başbakanı Angela Merkel, kurulan hükümetin ana hedefi olarak sağlam bir bütçe ile refahın sürekliliğinin garantilenmesi ve sosyal güvenlik konularını kabul etmiştir. Almanya’nın seçim sisteminden dolayı ülke 60 yıldan fazladır koalisyon hükümetleriyle yönetilmektedir.

            Türkiye; 1960 darbesinden sonra çok partili hayata iyice girmiş İşçi Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Nizam Partisi gibi ideolojik temelleri olan birçok siyasi partinin 1960’lı yıllarda meydana çıktığına tanık olmuştur.

            Sadece 1960 -1965 yılları arasında 5 koalisyon hükümeti kurulup bozulmuştur. İlk Koalisyon CHP-Adalet Partisi arasında olmuş sadece 7 ay sürmüştür. Bundan sonra CHP’nin bağımsızlar, Yeni Türkiye Partisi gibi küçük ortaklarla kurup bozduğu hükümetler 1965 genel seçimine kadar sürmüştür. 1965-1971 yılları arasında Süleyman Demirel’in başkanlığında Adalet Partisinin tek başına iktidar olabildiği fakat 1971 itibariyle Türkiye’nin 1980 ihtilalına kadar kurucularının AP ve CHP arasında değiştiği kısa süreli kurulan 10 koalisyon hükümeti var olmuştur.

            1980 darbesinden sonra Türkiye 1983 itibariyle Turgut Özal’ın kurucusu olduğu Anavatan Partisinin 1991 yılına kadar tek başına iktidar sürecini yaşamıştır. Bu iktidarın uzun soluklu olmasında diğer siyasi liderlere getirilen siyaset yasağı önemli bir etki yaratmıştır. 1987 referandum ile kaldırılan siyasi yasaklardan sonra 1990’lı yılarda merkez sağ ve sol partiler arasında bölünmeler yaşanmıştır.

            1990’lı yıllar 2002 yılına kadar Türkiye’nin koalisyon hükümetleriyle geçirdiği yıllar olmuştur. Ancak bu süreçte yaşanan 28 Şubat gibi önemli postmodern darbeler ve Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesi gibi gelişmeler siyasetin de mecrasının değişmesinde önemli etki yapmıştır.

            Koalisyon dönemlerinde yaşanan yokluklar, kıtlıklar, hayat pahalılığı ve istikrarsızlığın getirdiği gelecek endişesi hem toplumda hem de yatırımcıda kötü bir iz bırakmıştır. Ecevit döneminin çay, şeker kuyrukları Demirel döneminin ekonomik karaborsacı ve vurguncuları ile sokaklarda yaşanan sağ-sol kavgaları toplumsal hafızamızda derin izler bırakmıştır.

            Türkiye’de koalisyon hükümetlerinin bu kadar uyumsuz olmasının en önemli sebebi siyasi partilerin toplumun sorunları üzerine getirdiği çözümlerin ortak bir temelde olmamasıdır. Yani CHP iktidarında toprak kanununu çıkarıp ağaların varlığına son vermek çiftçiyi toprak sahibi yapmak isterken taşralı toprak ağalarının partisi olan Adalet partisi buna en büyük engeli çıkarmıştır. Ya da CHP sendikalar vasıtasıyla işçinin çalışma şartlarını iyileştirmek için yasal düzenleme yamak isterken işverenlerin sermaye sahiplerini müdahalesiyle hükümetler çalışamaz hale getirilmiştir. Merkez sağ partilerin özellikle çiftçiler ve esnaf üzerinde uyguladığı devlet tarafından desteklenmiş gübre ve tarım desteği gibi popülist politikalar ekonomik sıkıntıların da zeminini hazırlamıştır.

            6 Nisan 1980 de görev süresi dolan Fahri Korutürk’ün yerine 115 tur seçim yapılmasına rağmen bir Cumhurbaşkanının seçilememesi 12 Eylül askeri darbesini yapan Evrenin de müdahale gerekçelerinden olmuştur.

Peki hiç mi iyi bir yanı olmadı koalisyon hükümetlerinin diye soracak olursak elbette ki var!

Türkiye 1974 Kıbrıs harekâtı gibi bir savaş sürecini birbirlerine taban tabana zıt iki siyasi parti olan Ecevit’li CHP ile Erbakan’lı MSP koalisyonu ile yapmıştır. Savaş sürecinde hem askeri harekâtta aynı siyasi dili kullanmak hem de dış baskı ve ambargolara karşı koyabilmek koalisyon hükümetleri açısından olumlu bir tecrübe olmuştur. Yan yana gelmez denilen iki siyasi parti kısa süreli de olsa hükümet kurabilmiştir.

            Sonuç olarak siyasi hayatımızda koalisyon tecrübelerine baktığımızda hükümetlerin bir program ve ideoloji üzerinden siyasi faaliyet göstermelerine rağmen farklı siyasi argümanlara sahip siyasi partilerle kurulan hükümetlerde ülkenin temel sorunlarına çözüm odaklı olmadıklarını görüyoruz.

Lider temelli bir siyasi geleneğe de sahip olmamız toplum olarak sorunların çözümünde işbirliğini ortadan kaldırmıştır. Kültürümüz gereği devleti baba yapan sosyal konulara ait, yani aile desteği, kadınların çalışma şartları, özürlü istihdamı gibi birçok konuda niçin bir araya gelinemez? İşsizliği önlemek, istihdam yaratmak, işçi güvenliğini sağlamak, sağlık güvencesini kurmak niçin bu kadar zordur? Emekliye verilecek iyileştirmede, kültürel haklardaki rahatlamada, memurun yaşam şartlarının iyileştirilmesi gibi sosyal hayatı etkileyecek birçok konuda niçin bir araya gelinemez ve ortak güçlü bir politika oluşturulamaz?

Bu olumsuzluğun en önemli unsurlarında birisi güçlü muhalefetin olmamasıdır. Bugün iktidara, emekliye 1500 lira verilebilir hatta bayramlarda olmak üzere yılda iki maaş ikramiye verilebilir dedirten şey muhalefetin çalışması değil midir? Siyasi görüş ne olursa olsun ekonomi ve sosyal ve toplumsa refahın arttırılması hususlarında siyasi partiler aynı noktada buluşabilirse Koalisyon hükümetlerinden korkmaya gerek var mı?

Akılımızı enerjimizi liderlerin ipe sapa gelmez iktidar hırslarına ve kabine manipülasyonlarına bırakmayıp memleketin sorunlarına odaklanabilirsek koalisyon hükümetleri toplumsal ayrışmanın da önüne geçebilir. Mesele memleket için düşünebilmektedir.

 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.