YUNANİSTAN KARŞISINDA TÜRKİYE NİYE SUS PUS? NEREYE KADAR?
HİKMET SOFU
 
TÜRKİYE’DE SİYASİ İRADE NEREDE?
TBMM uykuda mı?
Nerede bu devlet, nerede bu millet?
İktidarda niye ses-seda yok?
Ege Denizi suları, Ege Denizindeki adalar, adacıklar, evimizin önündeki kayalıklar niye Yunanistan bayrağı işgalinde? Niye Yunanistan’a terkedilmiş... Neden, niçin?
Yoksa Yunanistan’ın tüm yayılmacı saldırganlıklarına (megali idea) karşılık vermeyecek bir anlaşma imzalandı da haberimiz mi yok?
 
ATİNA’DA İKİ CAMİYE KARŞILIK RUHBAN OKULU VERİLİR Mİ HİÇ?
KİMİN MALINI KİME VERİYORUZ? VERME HAKKINI NERDEN BULUYORUZ?
Ruhban okulu nedir, neyi ifade eder, niçin kapalı? Ruhban Okulunu Türkiye mi kapattı, yoksa Türkiye’yi sıkıştırmak için kasıtlı olarak mı kapalı tutuluyor? Yüzde % haklı olduğumuz bir davayı dünya aleme ispat etmek yerine sesiz kalarak taviz vererek Türkiye’yi ve Türk Milleti’ni haksız konuma düşürürsek şanlı ecdadımız ‘adil Türkler’in emanetine ihanet etmiş olmaz mıyız? Hakka, hukuka, adalete aykırı davranmış olmaz mıyız? Kendi medeniyet değerlerimize sırt çevirmiş olmaz mıyız?
Başbakan Erdoğan iki hafta önce bir televizyonda aslanlar gibi kükreyerek şöyle diyor:
“11 yıllık dönemde Yunanistan'ın Başbakanı ve bakanlarıyla çok kez konuştuk. ‘Bu bizim için anlıktır, ama sizden bir şey istiyoruz. Atina'da iki tane camimiz var, burayı yapma müsaadesi verin, biz burayı yapalım. Öbür tarafta da Ruhban Okulu'nu açalım’ dedik. Sen Sinod Meclisi'nin devam etmesi için çalışmalar yaptık. Biz de 150 bin Türk vatandaşının bulunduğu Batı Trakya'da, Müslümanlar için oradaki hocaların seçtiği birinin başmüftü olmasını istedik.
Bugüne kadar hep 'yaptık yapıyoruz, yaptık yapıyoruz' demişlerdir. Hep ipe un sermişlerdir. Bunu ben Sayın Bush'a da, Sayın Obama'ya da söyledim. Merkel benden rica etti ona da söyledim. Dedim, ‘bakın eş zamanlı olarak sizler bunları yapın, biz de yapalım’. Sümela'yı biz ayine açtık mı, açtık; Tarsus'u açtık mı, açtık; Akdamar'ı açtık mı, açtık. Hep 'ver, ver, ver' diyorsunuz. Bir de siz verin yahu. Kaldı ki bu hak. Maalesef yapmıyorlar. Bu bir hak arayışı. Türkiye'de 2 bin Rum var. Okul noktasında ne diyorsanız hazırım dedik. Adaları açtık 4 tane öğrenci var. Burada da nerede yoğunsanız ne istiyorsanız buna hazırız. Hiçbir zaman engel olmadık hep destek olduk.”
Sayın Başbakan işte böyle diyor televizyonda… Başbakan ‘hep verdik, hep verdik’ diyor…
Peki kimin malını kime veriyoruz? Şehitlerin emanetini nasıl veriyoruz? Kimin rızasıyla veriyoruz? Bu verilenlerin karşılığında ne alıyoruz?
 
VER, VER, VER!.. NEREYE KADAR?
Üç kıta-yedi denizden, 17 milyon kilometre kare topraktan çekile çekile Anadolu’ya sığındık! Şimdi Anadolu bile bu millete çok görülüyor! Nereye gideceğiz? Orta Asya’ya mı sürüleceğiz, ölüme mi? Türk Milleti’ni yok etme projesi olan tarihi ‘Şark Meselesi’ni 1920’lerde bu aziz millet yok etmedi mi, tarihe gömmedi mi? Yoksa ‘Şark Meselesi’ Batılı dostlarımızın(!?) kafasında -şuur altında- hala devam mı ediyor…
Bu kafayı değiştir(t)ecek siyasi iradenin iktidar olması gerek!..



Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.