21 Mayıs 2026 Perşembe
DOLAR 45.61 ₺
EURO 53.22 ₺
STERLIN 61.69 ₺
G.ALTIN 6,652.32 ₺
BTC 76,689.49 $
ETH 2,110.54 $
BİST 0.00

    Mustafa AVCI

    Mustafa AVCI

    Taşeli’nde Bir Köy

    Yayınlama: 20 Mayıs 2026 Çarşamba 22:32 Okunma: 50

    Taşeli’nde Bir Köy
    Mersin’in Anamur ilçesine bağlı bu köy, Orta Toros dağlarının hemen güney eteklerinde, Taşeli yöresinin batı ucuna yakın, tamamı Gökcesu vadisinde kalan bir yerleşim alanıdır. Köyün ne zaman kurulduğu tam olarak belli olmamakla birlikte; KÜKÜR adıyla bu bölgeye yerleşim, 1200-1230’lu yıllarda, Selçuklular döneminde Anadolu’nun içlerinden konar-göçer Türkmenlerin önce yarı yerleşik hale gelmeleriyle ilişkilendirmek akla uygun gelmektedir.

    Köyün kuzeyi, Taşeli dağları ve yöresi yaylalarına yaslanmıştır;1200 metre yükseklikteki bu dağların güneye bakan yamaçlarından Ak denize doğru uzanan, tümüyle ormanlık derinliklerde oluşan Gökçesu çayı ve vadisi köyün yerleşim alanlarını belirlediği gibi, doğal havzasının sınırlarını da çerçevelemektedir.

    Anamur’un 11 kilometre kuzeyinde, Gökcesu vadisinde, kuzeybatıya kıvrılıp uzanan genişçe bir coğrafyada; Çiçeklice yerleşim alanıyla başlayan 13 ayrı yerleşim alanının tamamına Kükür denmektedir. Tarihi olarak bu yerleşim merkezlerinden hangisinin Kükür olarak adlandırıldığı bilinmemektedir. Yazılı kaynaklarda yerleşim alanı olarak ‘Kükür’ adına 1530 yıllarda ilk kez Osmanlı Devleti döneminde rastlanmaktadır. (k1)

    Kükür’ ün, tarihi sosyolojik geçmişine dair araştırmalar sürüyor;
    Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türk boylarından Oğuz-Yıva (Yuva) boyuna mensup olduklarını gösteren, kayıtlara geçen çalışmalar var.(k2b) Yiva Boyunun Mersin bölgesinde, "Büyük Yıva" ve "Küçük Yıva" olarak anıldıkları biliniyor. Kükür köyünü, 'Küçük Yıva' boyundan ailelerin kurduğu sanılmaktadır.

    Kükür’ adının anlam ve kökenine ilişkin farklı değerlendirmeler var; Kükür,kelime olarak doğrudan Anadolu’da bugün bir anlam ifade etmese de, yapılan araştırmalar sonucunda ilginç bilgilere ulaşılmıştır. Kelimenin, Rusya Federasyonu'nun Altay Cumhuriyeti'nde de yer adı olarak bulunduğu, Kök-Orge (Gök Tapınağı/Cennet İbadethanesi) anlamına geldiği, burada yaşayan insanların Türk soylu ve Türkçe konuştukları öğrenilmiştir. (k3)

    Gök Tapınağı ile anlatılmak istenen şeyin; yerin, doğanın konumu, yükseklik ve kültürel iz olarak göğe yakın yer anlamında, yerleşim alanına verildiği söylenmektedir. İslam öncesi dönemde, bu insanların, Gök Tanrı inancına sahip oldukları var sayılırsa ki öyledir; Kükür’ün, Kök-Orge/Gök Tapınağı/Cennet İbadethanesi ile yüksekçe dağlık gökyüzüne yakın doğanın cenneti anlamında, bu yöreye/ köye isim olarak verilmiş olabileceği akla uzak düşmemektedir.

    Verilen isim ile, geçmişten gelen kültürel dokularını, yerleştikleri alana yansıtmış olabilecekleri; bu yönüyle köklerine bağlı, erken dönem yaşam biçimleri ile mekân ilişkisi kurduklarını düşünebiliriz. Müslüman konar-göçer bu obaların yerleşik hayata geçerken Türkistan coğrafyasından izler taşıdığını bize söylüyor olabilir.

    Göktürkçe olduğu söylenen ‘Kükür’ kelimesine ilişkin diğer bir yaklaşım, kelimenin kökünün Kü-kökünden kü: Ses, şan, şöhret, ün, gösteriş. Bir diğeri, ‘Kükreyen /Zehhar /Kükreyici/ Zehhar/ Kükür/ Muzaharat/ Muzeherat/ Zehar ’dan hareketle, coşku ile yardım etme anlamına geldiğine dair etimolojisi Arapça olan bilgi vardır. Bir başka çıkarım yine ‘Kükür adının buraya yerleşen bir soy-sop adından da gelebileceği, Kükür / Kükur / Kükürlü / Kükurlu adına Karaman, Konya ve Kütahya’da da rastlanmakta, Kükürlülerin,  konar-göçer Türkmen Yörükanından olduğu, Anamur’da kendi adlarına, bir yöre, köy ve cemaat olduğu şeklinde görüşlerde vardır. (k4)

    Köyün Yapısı ve Yönetimi
    Tarihi olarak, konar-göçer boylar sırasıyla boy (kabile), aşiret, cemaat, oymak, mahalle ve oba (aile) şeklinde gruplara ayrıldığı bilinmektedir. Bu yapı içinde oymakbaşı "kethüda" veya Kükür’ de söylendiği haliyle/deyimiyle "kâhya" bulunurdu. Kükür’de lakap olarak da ‘kâhya’ ağız ‘keyalar’ olarak söylenen bir aile vardır.(k5)

    Bugün Kükür, meri mevzuata göre, Büyükşehir yasasıyla birlikte Yukarı Kükür ve Aşağı Kükür olmak üzere iki ayrı mahalle olarak tanımlanmıştır.

    Bütün olarak Kükür, Bakara, Bulu, Körpe, Sazak, Enişbükü, Asmaca, Maşat, Kızılcakaya, Akbaş, Belensazak, Kayabaşı ve Çiçeklice yerleşim alanlarından oluşmaktadır. Bu yerleşim alanlarından ikisi dışında diğerleri etimolojik olarak Türkçedir. Bu bağlamda iki yerleşim alanının isimleri de Türkçeleşmiştir; sosyokültürel olarak Müslüman ahalinin bu mekân isimleri de anlaşılır bir durumdur.

    Yukarı Kükür; Bakara, Karadere, Bulu, Körpe, Sazak, Enişbükü, Asmaca, Maşat, Kızılcakaya; Aşağı Kükür; Akbaş, Belensazak, Kayabaşı ve Çiceklice gibi 15-20 hanelik küçük yerleşim birimlerinin toplamından oluşmaktadır.

    Kükür köyü aşağı ve yukarı olmak üzere ikiye bölünmeden evvel, tüm devlet hizmetlerinin Körpe/Görpe Mahallesi olarak bilinen yerleşim alanından yürütüldüğü, Okul, cami ve muhtarlık gibi hizmetlerin buradan verildiği bilinmektedir.

    Kükür, Anamur’un nüfus olarak 1935 sayımına göre, 56 köyü içinde 4 ya da 5’nci büyük köyü idi.(k6) Hayvancılığa dayalı köyün oldukça fakir sosyal yapısı 1950’li yılların sonuna kadar büyük ölçüde fazla değişmeden devam etmiştir. Bugün, sayılan yerleşim merkezlerinin nüfusunun çoğu, sosyal-ekonomik-kültürel, toplumsal değişimin sonucu olarak köyden kente çoğunlukla da Anamur’a taşınmış, köy adeta terk edilmiştir.

    Günümüzde bu yerleşim alanlarının tarım ve hayvancılığa dayalı kırsal nüfusu, ülkedeki değişime de bağlı olarak, köyden büyük şehirlere taşınmış, var olan üç ilköğretim okulunun tamamı öğrenci olmadığından kapanmıştır. Köydeki üç beş öğrenci ise taşımalı eğitime geçilmesiyle Anamur’da belirlenen bölge okullarına taşınmaktadır.

    Köyün insanı mevsime göre yerleşim alanlarını, bağ-bahçe olarak kullanmakta, çoğunlukla buralarda yarı zamanlı olarak ikamet etmektedir. Anamur kent merkezinde yörenin insanı, köyü terk etmiş olsa da önceki dönem kültür izlerini, kent yerleşim alanlarında değişimin kaçınılmaz gölgesinde sessizce korumaya çalışmaktadır.

    İnsanın mekânla olan ilişkisini ve kurduğu bağı anlamak kolay değildir. Ben köyde doğmuşum, çocukluğum köyde geçti. Kısa bir sürede olsa ilkokulu okuduğum beş sınıf öğretmeni olan ilköğretim okulları, öğrencisi olmadığından kapanmış; binalar, farklı amaçlara hizmet etmiyorsa, metruk halde ya da yıkılmıştır. Bu hızlı değişimi, bugünden bakınca anlatsam da kolay anlaşılacak gibi değil.

    Büyüdüğüm 60’lı 70’li yılların hikâyesini, gençlere anlatsam, olağan dışı bir hikâye gibi okuyabilir. Oldukça fakir olan yöre insanı, okullaşma ve eğitimle vardır. Bu bakımdan bende varlığımı değilse de halimi Cumhuriyete borçlu olduğumu açıkça söylemeliyim. Neyse konuya dönelim.

    Türk tarihi ve konar-göçer Türkmen boylarının hayat ve göç serüveni içinde köyün adına yüklediğimiz anlam fazla duygusal gibi görünüyor olabilir. Ancak kanaatime göre, KÜKÜR aslında bir bölgeden gelen, topluluğun kendilerine verilen ad olabileceği gibi, geldikleri yöreden geldikleri yere taşıdıkları mekânsal bir iz de olabilir. Bu bağlamı destekleyen veriler de var; Altay Cumhuriyeti'nde yer adı olarak yalnız Kükür’ ün olmadığı ‘Tekeli’nin de olduğu hatta başka ortak yer isimlerinin varlığı bilmektedir. Olgular bizi bu yönde düşünmeye sevk etmektedir.

    Esasen Anadolu’da ki birçok boy ve yer adından Türkistan Cumhuriyetlerinde birebir olduğu bilinen bir gerçektir. Yöreye verilen adların, toplulukların yaşadıkları mekânla kurdukları sahiplenme ilişkisi, hiç de duygusal olmadığını düşündürmektedir.

    Bu yazıma katkı veren, değerli yerdeşim Sanayi Bakanlığı çalışanı, Cesurhan TAŞ Beyin katkısını; kültürel konulara olan ilgisi ve aktardığı her iki yerleşim alanını bizzat görmüş biri olarak, verdiği bilgi ve paylaştığı kültürel gözlemi, bir uzman sahiciliği ve yakınlığı bizi bu konuda yazmaya cesaretlendirmiştir. Ontolojik bilgi, gözlem ve katkılarından dolayı kendisine köyümüz adına içtenlikle teşekkür ederim. Bölgemize olan faydalı çalışmalarının devamını dilerim.

    Yine Köyümüzden kendisiyle şeref duyduğunuz öğretmen/mühendis/siyasetçi büyüğümüz Hikmet SOFU beyin kayda geçmiş paylaşımlarından yararlanılmıştır. Kendisine de bu vesileyle sağlık ve esenlikler dilerim.

    Selâm ve muhabbetle…
    20.05.2026
    Mustafa AVCI

     

    k1-https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/294359
    k2-https://anamur.bel.tr/anamur-tarihce/?
    K2b-https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/172691
    K3a- https://anamurlular.com/Haber/2052 
    K3b-Cesurhan TAŞ ile yüzyüze/face to facegörüşme
    k4-https://www.antoloji.com/nedir/mersin-anamur-kukur-koyu/
    k5-https://www.anamurlular.com/Haber/2050
    k6-https://www.facebook.com/olayanamur/posts/1935-y%C4%B1l%C4%B1-itibariyle-anamur-kazas%C4%B1n%C4%B1n-k%C3%B6yleri-ve-n%C3%BCfuslar%C4%B1anamur-%C5%9Fehir-1920893-e/1708468477216844/