Demokrasi var, Konu yok
DEMOKRASİ VAR, KONU YOK
Belediye önünde toplanan kalabalık bir şey anlatmak için gelmişti.
Muhtarlar, çiftçiler, yurttaşlar…
Konu netti:
Kırsal Alan – Kırsal Yerleşik Alan kararı yanlıştır.
Ama anlaşılan o ki, konu belediye binasına ulaşamamış.
Belediye Başkanı, bu somut itirazı, bu somut mağduriyeti, bu somut kalabalığı alıp nereye koymuş dersiniz?
Muz kasasının yanına.
Çilek tezgâhının alt rafına.
Demokrasiye olan inancını anlatıyor ama kararını anlatmıyor.
İfade özgürlüğünü övüyor ama ifadelerin içeriğine hiç girmiyor.
Herkesi dinlediğini söylüyor ama kimseyi duymuyor.
Vatandaş “kırsal alan statüsü yanlış” diyor,
Başkan “muzun fiyatı düşük” diyor.
Muhtar “vergiler arttı, tarım bitti” diyor,
Başkan “köprüden geçmedik ama bedel ödedik” diyor.
Kalabalık “bu karar geri alınsın” diyor,
Başkan “ilk genel seçimde modern Türkiye” diyor.
Yani özetle:
Toplantı var, cevap yok.
Demokrasi var, açıklama yok.
Kalabalık var, muhatap yok.
Kırsal alan kararını kim aldı, Neye göre aldı,
Hangi bilimsel, hukuki, sosyo-ekonomik gerekçeyle aldı,
Bu karardan kim kazanıyor, kim kaybediyor… Bunların hiçbiri yok.
Ama muz var.
Çilek var.
Köprü var.
Havaalanı var.
Demek ki sorun şu:
Vatandaş yanlış yere bağırıyor.
Kırsal alan için değil, muz için bağırmalıymış.
Statü için değil, ithalat için gelmeliymiş.
Oysa insanlar çok net bir şey istiyor:
Sapla samanı ayırın.
Konuya konu gibi cevap verin.
Kararı savunacaksanız savunun, hatalıysa da kabul edin.
Demokrasi;
kalabalığa teşekkür edip, sonra o kalabalığın neden orada olduğunu yok saymak değildir.
Demokrasi;
eleştiriyi dinleyip, cevap vermekten kaçmak hiç değildir.
Demokrasi;
konuşmak kadar, hesap vermektir.