Çanakkale
Çanakkale
Bengü taşlara binyılları kazıyarak, bozkırda toprağa canlarımızı vere vere geldik;
balballara/mezar taşlarına zafer ve acıları, söylenceleri/destanları işledik, ruhumuzun genetiğine gömdük te geldik. Toroslara gökten zembille inmedik, bakınca çevreye buna şehadet eder yer-gök.
‘Gel seni gömelim tarihe ...’ diyenlere, öyle topraktır diye yatmayız, yeni balbal isteriz/destan isteriz. Yağma yok, bedelini ödetir öyle gideriz uçmağa!
Milletin sazlıklarından havalanan atların, nal seslerini işitmeden nereye…
18 Mart Çanakkale orada, ayyıldızlı balballara bir bak istersen!...
Yiğitlere akıtılan gözyaşlarının ıslaklığı daha kurumadı, yüzyıl yeni doldu.
Elbette Zafer de, unutma bedeli ağır oldu.
Zaferi Kutlarız da gönlümüz buruk; Erdebil, Tebriz, Hoy, Urumiye’de ve dahi kadim kentlerde ateş var ateş, gelme üstüme…
Mescidi-Aksa’da, Basra’da, sarıdiken battı canıma!
Bilemedim ki gülüm bu nasıl hoşluk! öpsem öldürürler öpmesem ben ölürüm.
Zafer, Nevruz, Bayram da, halimiz pek hoş değil.